Oxford Filozofuna Göre ‘Süper Kötülerin Yükselişi’ Yakın

Makalede tartışılan konu bu şekilde özetlenmiş. Makalenin başlığı ise ‘The Vulnerable World Hypothesis’, yani Kırılgan Dünya Hipotezi. Bostrom bu makalesinde, insanların yaptığı teknolojik ilerlemeleri bir kavanozdan çekilen toplara benzetiyor. Bu topların bazıları beyaz (iyi), çoğu gri (nötr) ancak şimdilik hiç biri siyah değil. Yani Bostrom özetle teknolojik gelişmelerin, Pandora’nın kutusundan çıkacak son kötülüğü beklediğini savunuyor.

Bostrom, insanlığın sürekli kavanozdan top çektiğini ancak bir defa keşfettiği şeyi yeniden bilinmez hale getiremediğini söylüyor. O’na göre ana stratejimiz, siyah top çekmemeyi ummak. Filozof, “Medeniyetimiz yarı-anarşik standart durumundan başarılı şekilde çıkmadığı sürece, teknolojik gelişmemiz ilerlerse bir noktada medeniyetin yıkılmasına neden olacak olasılıklarla karşılaşmamız çok olası.” diyor.

Bostrom’un makalesini daha gündelik dille özetlemek gerekirse, filozof şu mantıkla hareket ediyor: Kavanozda bir siyah top varsa, bu siyah topu elbet bir gün birisi çekecek. Diyelim ki bir gün rastgele bir çılgın dahi soğuk füzyonu buldu ve tek tuşla insanların yarısını öldürebileceğini söylüyor. Birisi de kendini Punisher olarak görüp bu adamı vuruyor. Buradaki tehdit ortadan kalkmıyor, zira soğuk füzyon bombası hala orada. Ölen adam kullanmadıysa bile bir başkası mutlaka kullanacaktır. Üstelik bu durumun tek istisnası bu değil. Çılgın dahinin soğuk füzyonu bulup devletlere sattığını düşünelim (demek ki iş yapmaktan da anlıyor). Süper güce sahip ülkeler, ilk vuranın hayatta kalacağını fark ettikten sonra bu gücü nasıl kullanacak?

Bostrom, ‘dengelenme’ adını verdiği durum için dört farklı yöntem öneriyor. Bunların listesi şu şekilde:

  • Teknolojik gelişmeyi kısıtlamak
  • İnsanların motivasyonlarına etki edebilen büyük bir aktör (etmen kişi, oyuncu değil) grubu bulunmadığından emin olunması
  • Çok efektif önleme mekanizmalarının kurulması
  • Efektif küresel yönetim kurulması

Yani bir diğer söyleyişle Google’ı, Facebook’u, Elon Musk’ı, Jeff Bezos’u durdurmalı, küresel genel ahlak kuralları uygulamalı, her yerde gözü kulağı bulunan bir izleme sistemi kurmalı ve tek dünya yönetimine geçmeliyiz. En azından Bostrom’un önerileri bunlar.

Bostrom, tezinin tamamen yanlış olabileceğini ya da kendi sunduğu çözümlerin doğru olamayabileceğini de kabul ediyor. Öte yandan bu çözümlere karşı insanların bile nihai yıkıma karşılık olarak tek dünya yönetiminde, gözetim altında yaşamayı kabul edebileceklerini savunuyor.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner7