AK Parti Elazığ Merkez İlçe Başkanlığından Anlamlı Kampanya

Türkiye’nin birçok bölgesinde meydana gelen yangınlarla ilgili AK Parti Elazığ Merkez İlçe Başkanlığı oldukça anlamlı bir kampanya başlattı. Merkez İlçe Başkanı Av. Ömer Faruk Çelik, Manavgat’ta 2300 fidan dikeceklerini duyurdu.

AK Parti Elazığ Merkez İlçe Başkanlığından Anlamlı Kampanya

Türkiye’nin çeşitli noktalarındaki orman yangınları vatandaşların yüreğini yakarken Türkiye yaşanan gelişmeleri büyük bir üzüntüyle takip ediyor.

AK Parti Merkez İlçe Başkanı Av. Ömer Faruk Çelik, vatandaşların içini yakan yangınlarla ilgili oldukça anlamlı bir kampanya başlattı.

Sosyal medya hesabı üzerinden başlatılan kampanya kısa süre içerisinde büyük ses getirdi.

Merkez İlçe Başkanı Ömer Faruk Çelik paylaşımında merkez ilçe teşkilatı olarak Manavgat’a 2 bin 300 fidan dikeceklerini duyurdu ve fidan dikiminin kampanya haline gelmesine vesile oldu.

AK Parti Elazığ Merkez İlçe Başkanı Ömer Faruk Çelik’in paylaşımı şöyle;

“Yanan ormanlarımızı yeniden yeşertelim. AK Parti Elazığ Merkez İlçe Başkanlığı olarak Manavgat’a 2300 fidan dikeceğiz.

Manavgat İlçe Bşk. Sn. @AvAhmetali Manavgat’ı el ele yeniden yeşerteceğiz.

Adıyaman Merkez İlçe Bşk. Sn. @Mustafaalkayis siz nereyi yeşertmeyi düşünüyoruz?” dedi.

Ömer Faruk Çelik’e cevap veren AK Parti Adıyaman Merkez İlçe Başkanı Mustafa Alkayış ise Manavgat’a 2023 fidan dikeceklerini duyurdu.

Güncelleme Tarihi: 30 Temmuz 2021, 12:17
YORUM EKLE
YORUMLAR
Vay beee
Vay beee - 6 ay Önce

.2300 fidan yetmez..yıllarca imara açtığınız arazilerdeki , ormanlık alanlardaki ağaçların yerine en az 100 bin fidan dikmeniz lazım...

Adem
Adem - 6 ay Önce

Tamam güzel neden elazığdan itfaiye yanan bölgelere gitmedi unutmayın dost kötü günde belli olur.

elazığlı
elazığlı - 6 ay Önce

2300 tane neki en az 23000 tane dikilsin

Kofik gakko
Kofik gakko @elazığlı - 6 ay Önce

Akp muayene istasyonlarinda bile yangin tüpun varmi diye soruyorlar,koskoca ulkede yangin sondurme ucagin yok,bati bizi kıskaniyor canim:d

352
352 @elazığlı - 6 ay Önce

"AKP" adlı kişi, psikolojide "yansıtma" olarak tabir edilen bir sorun var. Daha önce duydun mu?

Yansıtma, psikopatolojide paranoya ile birlikte anılan bir savunma mekanizmasıdır. Bir tür, davranış bozukluğu ve ruhsal bir hastalıktır.

Tipik özelliği, bu kişilerin asıl kendisine söylemesi gerekenleri karşısındakine söylemesidir;
Ya da kendine yakıştıramadıklarını, başkalarına yakıştırmasıdır. Bireyin kendine ait kusur ve yanlışlarını karşısındakine mal edip, kendini karşısındakinde yansıtmasıdır.

Rahatsızlık, “yansıtma” adını zaten bu özellikten alır. Kişi makbul olmayan kendine ait özellikleri ve davranışları, direk karşısındaki kişiye yansıtıp, bunlar sanki karşısındaki kişinin özellikleri ve davranışlarıymış gibi, ona yükler, onu yanlışlar.

Bir anlamda da bu, kişinin ayna karşısında kendine söyleyeceklerini başkalarına söylemesi gibidir. Zaten böyle bir bozukluk en kesin o zaman gözlemlenir. Başkalarına ayna tutmak üzere biri bir şeyler söylerken farkedersiniz ki, eleştirdiği o şeyleri tam da o anda bile bizzat kendisi yapmaktadır.
Ve yine asıl kendi yapmakta olduğu bazı makbul olmayan davranışları, sanki siz yapmışsınız gibi, size mal edip, sizi eleştirmesiyle de son derece belirgindir.

Genellikle kişilik zaafiyetinden ve aşağılık kompleksi ile paranoyanın da eşlik ettiği ego kaygısından kaynaklanır. Kişi bilinç düzeyinde, aslında "bilmeme"nin egoda yarattığı belirsizlik ve sapma ile yanılgıya düşer ve “zan”lar üretir.

Kişi, kendinde birtakım eksiklikler olduğu için, bunu ödünleme yoluna giderek, kendini bir havalarda ya da ayrıcalıklı ve üstün görme ve gösterme halleri geliştirir. Kibir gibi mesela.
Çünkü önemsenme ihtiyacındadır ve o kendini fazlaca önemsediğinde, ya da kendini önemli gösterdiğinde, başkalarının da onu önemseyeceği yanılgısına düşer.

Kendi hatalarını ya da makbul olmayan davranışları karşısındakine yakıştırıp, asıl kendi yapmaması gerekenleri karşısındaki sanki öyleymiş veya öyle yapıyormuş gibi bir kabulle ciddi bir yanılsama ve yanılgıya düşer. Adeta, kendinden başka hiçbir önemli ve değerli insan olmadığına karar vermiş gibi davranarak, kendindeki eksikleri ödünlemeye, kendini iyi hissetmeye çalışır.

Bu çok önemli yanılgı, kişinin kendi içinde kabullenmediği duygu, düşünce, niyet ve eylemleri, karşısındakine aitmiş gibi sanıp ona sardırması şeklinde kendini gösterebileceği gibi; kendi suçunu bir başkasına atmak, yaptığını inkâr etmek, kusurlarını reddetmek, kendi namakbul yaptıklarını makul ve makbulmüş gibi görmek, salt kendini mükemmel görüp, başkasını küçümsemek, kendinde olmayan erdemleri varmış gibi göstermek, karşısındaki öyle erdemlere sahip değilmiş gibi kabul etmek, kendinde olan kusurları başkasına mal edip onu öyle görmek ve göstermeye çalışmak, kendinden üstün olanları, öyle düşünmese bile dürtüsel bir refleksle kendine tehlike sayıp, sırf bu nedenle onu küçük düşürmek, zor durumda bırakmak, suçlamak, yargılamak, kınamak, eleştirmek, büyüklük, üstünlük, bilmişlik taslamak, ezmeye ya da sindirmeye veya caydırmaya çalışmak, yönetmeye ve yönlendirmeye kalkmak şeklinde de kendini gösterebilir.

Ve bunları çoğunlukla alay eder ve dalga geçer tarzda yapması, karşısındakini küçük düşürücü, aşağılayıcı, saygısız, zaten haksız ve yersiz hatta hakaret edici ve hiç olmadık tarzda veya hiç gerekmediği halde anlamsız ve mantıksız veya aykırı bir şekilde yapması da dikkat çekicidir.

Saygı göstermez, ama saygı bekler. Üstüne alınma ve güven problemleri de vardır. Aslında kuşkulardadır ama bunu dışarıya eminlik olarak yansıtır. Şımarıklığa da son derece yatkındır. Pohpohlanmaya da tabiki fazlasıyla açıktır. Zira normalden de fazla bir onaylanma açlığı içindedir.
Ama onaylanamaz şeyler yapar… Bu bile tek başına, bir kişide bir bozukluk olduğunun zaten yadsınamaz göstergesidir.

Böylelikle kendi kendine yapay bir ego tatmini sağlamış veya kendine yine yapay bir haklılık kazandırmış olduğunu düşünür. Çünkü zaten sadece kendini haklı görmeye fazlasıyla muhtaçtır.
Ama gerçek bir tatmin ve haklılık değildir tabi bu. Yine sadece kendi yanılgısı ve yanılsamasıdır.

Bir kişilik sorunsalı ve algı yanılgısı hali de olan bu durum, aşırı ve sürekli olursa kişinin kendisini doğru tanıyıp değerlendirmesini bozduğu gibi, derecesine göre, aynı paralelde önemli algı ve düşünce sapmalarına, giderek daha da büyük yanılgılara, hatta taşkınlıklara ve halüsinasyonlara yol açacak kadar tehlikeli olabilir ve sadece bu rahatsızlığa sahip kişilerin kendilerine değil, onların bulundukları ortama ve etraflarındaki diğer insanlara da yansıyan zarar verici ve başkalarını da yanıltıcı bir nitelik arzeder. Bunun da özellikle bulundukları ortam için ne denli ciddi bir sorun olduğu açıktır ve bu nitelik, böyle bir bozukluğun kesinlikle ciddiye alınmasını şart kılar. Zira bu rahatsızlığa sahip kişilerin kendileri zaten huzursuz olduklarından huzur bozucudurlar ve hem kendileri hem de başkaları için bulundukları ortamda da sorun, haksızlık, saygısızlık ve zarar kaynağıdırlar.

Akp
Akp @elazığlı - 6 ay Önce

Bir şeyede helal olsun diyin hep eleştirmeyin

SIRADAKİ HABER

banner103

banner109