Deprem Araştırma Komisyonu’nun İnceleme Raporu Bakan Kurum’a İletildi

10 Mart tarihinde Elazığ’a gelen ve kentte iki gün boyunca incelmelerde bulunan Deprem Araştırma Komisyonu üyeleri, Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum’unda katıldığı toplantıda Elazığ ile ilgili tespit ettikleri sorunları ve önerileri dile getirildi.

Deprem Araştırma Komisyonu’nun İnceleme Raporu Bakan Kurum’a İletildi

10 Mart tarihinde Elazığ’a gelen Deprem Komisyonu, kentte iki gün boyunca gezi ve incelemelerde bulunmuştu.

O gezi sırasında tespit edilen sorun ve öneriler, Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum’un da katıldığı toplantıda konuşuldu.

Toplantıda, Elazığ’da tespit edilen, konutların küçük olması, karma kuralar, DASK ile yaşanan sıkıntılar, köy evleri ve orta hasarlı konutlarla ilgili sorunlar Bakan Kurum’a iletildi.

UNCUOĞLU: ÇALIŞMALARA HIZLI BİR ŞEKİLDE BAŞLAMIŞLAR

Toplantının başkanlığını yapan Araştırma Komisyonu AK Parti Sakarya Milletvekili Recep Uncuoğlu, Elazığ ve İzmir’de özellikle deprem sonrası gerek arama kurtarma gerek iaşe, barınma gerekse de bu noktada ihtiyaç duyulan tüm ayni ve nakdî yardımlar a, aynı zamanda da çok kısa sürede bütün lojistik imkânların seferber edilerek kapsamlı, donanımlı barınma alanlarının inşa edildiğine, çok hızlı bir şekilde hasar tespitleri, hak sahipliği tespitleri ve onunla birlikte de rezerv alan ve yerinde dönüşüm tespitleri yapılarak çalışmaların son derece hızlı bir şekilde başlatıldığına şahit olduklarını söyledi.

UNCUOĞLU: BİRER CAZİBE ALANI OLABİLECEK ŞEKİLDE KONUT İNŞAATLARININ DEVAM ETTİĞİNİ GÖRDÜK

Başkan Uncuoğlu, “Elâzığ incelememizde de üzerinden yaklaşık on dört ay geçmiş olan Elâzığ, Sivrice merkezli deprem sonrasında da 14 bölgede konut inşaatının devam ettiğini, rezerv alanlarda ve yerinde dönüşüm uygulanan alanlarda hem 6306 sayılı Kanun kapsamına alınarak hem de 7269 sayılı Kanun kapsamında peyzajıyla, çevre düzenlemesiyle kentsel dönüşüm örnekleri olabilecek son derece donanımlı ve yine, zemin iyileştirme ve birden fazla alternatif kat planlarıyla vatandaşımıza ticari alanları da için de olan, son derece güvenli, sosyal donatılarıyla birer cazibe alanı olabilecek şekilde konut inşaatlarının devam ettiğini gördük. Tabii, vatandaşlarımızla da konteyner kentte bir araya geldik, proje alanlarında bir araya geldik ve gördük ki zaman zaman talepleri, zaman zaman istekleri her şeyin daha iyisi noktasında gündeme gelebiliyor ama büyük bir memnuniyetin olduğunu, bu manada da Bakanlığımızın bugüne kadar yaptığı tüm çalışmalarla da çok kapsamlı, kucaklayıcı, vatandaşımızın her türlü farklılıklarını, ihtiyaçlarını dikkate alan bir yaklaşımı ortaya koyduğunu da memnuniyetle müşahede ettik. Tabii, özellikle Elâzığ’da doğal afet sigortalarının DASK kapsamındaki bazı hasar tespitleri ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığımıza bağlı hasar tespitlerinin zaman zaman farklılık arz ettiğini, bu farklılıklardan dolayı da vatandaşımızın bazen kafa karışıklığına sahip olduğunu ve bu yönde de taleplerinin olduğunu gördük. On dört ay sonrasında, İzmir depremi sonrasında burada DASK’tan aldığımız sunumlarda hem DASK metodolojisinin hem hasar tespit metodolojisinin hem Bakanlığımızın uygulamalarıy la bu sorunların da aşıldığını, İzmir’de buna benzer sorunların yaşanmadığını da müşahede etmiş olduk” dedi.

Uncuoğlu’nun görüşlerinin ardından komisyon üyeleri tespit ettikleri sorunları, Bakan Kurum’a ilettiler.

İŞTE KOMİSYON TUTANAĞINA GEÇEN ELAZIĞ İLE İLGİLİ GÖRÜŞLER.

GÖKAN ZEYBEK (İstanbul) – On dört ay sonrasında, İzmir depremi sonrasında burada DASK’tan aldığımız sunumlarda hem DASK metodolojisinin hem hasar tespit metodolojisinin hem Bakanlığımızın uygulamalarıyla bu sorunların da aşıldığını, İzmir’de buna benzer sorunların yaşanmadığını da müşahede etmiş olduk. Elâzığ’da ziyaretimiz sırasında, özellikle yer seçimleri konusunda şehrin merkezinde bir çöküntü alanı var; zayıf zemin, bu bölge de temelsiz ya da bodrumsuz binaların yoğun olduğu bölge. Bu bölgede yerinde dönüşüm olabildiğince dar tutulmuş, daha çok şehrin dört köşesinde rezerv alanları oluşturulmuş ve oraya doğru kayıyor. Şimdi, ben şunu anlayamadım, o konuda eleştirim var: Yani eğer kayalık bir zemine gidiyorsa niçin siz orada 5 katla sınırlıyorsunuz? Yani 5 katla sınırlandırıp… İşte Elâzığ’da en çok karşımıza gelen sorun 2 artı 1’ler; nüfusu fazla olan aileler diyor ki: “75-80 metrekare net, 2 artı 1 daireye biz sığmıyoruz.” Ben de o zaman şu öneriyi getiriyorum: Yani kayalık bir zemin üzerinde, arazi de dağa doğru çıkıyorsa neden başlangıçta 5 katla başlayıp arkaya doğru 10-12 kata giden, hem de doğanın o siluetini koruyan projelere gidilemez? Ben, Sayın Cumhurbaşkanının “yatay mimari” kavramının bürokratlar tarafından haddinden fazla bir kural hâline dönüştürüldüğünü düşünüyorum. Son olarak da Elâzığ’la ilgili, bu 2+1’lerin sosyal konuta dönüştürerek o bölgede 2, 3, 4 çocuklu ailelerin mutlak suretle 3+1 konutlara yerleşmesi konusunda, kura çekimleri konusunda bir hassa siyet gösterirseniz mutlu olurum. Bizim geleneklerimize göre 14 yaşın üzerindeki bir kız ve erkek çocuğunun aynı odayı paylaşması uygun değil. O zaman anne baba bir odada kalacaksa diğer çocuklar -2, 3 çocuk- hangi odada kalacaklar? Yani bu konu bir sosyal vakıa hâline dönmüş durumda, bu manada Komisyon üyesi arkadaşlarımızdan en çok eleştiri bu yönde geldi. Yapılan binaların geleneksel Anadolu mimarisine uygun olması, yerel malzeme kullanılması, mimari açıdan özellikli olması son derece iyi ama keşke mimari açıdan, şehircilik açısından bu tek dizim, bu dizili binalar yerine arada bir binayı çıkarıp orada bir meydan yapılabilseydi, ben bunu Elâzığ’da çok gördüm. İzmir’deki projeler henüz küçük parsel ölçeğinde ama Elâzığ’da eğer siz 50 -60 blok yapıyorsanız. 8,10,12 blok yerinde, orada bir tane bloku kaldırın, onun içine bir meydan oluşturun. Çünkü hani dedik ya bizim geleneksel Türk aile yapımıza göre en çok sosyalleşeceğimiz alan o meydan, artı bundan elli yıl sonra ortalama yaşımız 90’a ulaşacak, 90 yaşındak i insanların da mutlaka sosyalleşeceği alanlar evlerinin ortasındaki meydanlardır diyorum.

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI MURAT KURUM – Şimdi, işte sahada 2+1’di, 3+1’di; ya, yapılmış. O en kötü 2+1 dediğiniz konut 250 bin lira farkla satılıyor ama borcu artı 250 bin lira. Yani, devlete olan borcu artı 250 bin lira farkla satılıyor. 700 lira taksiti olan yeri de 1.500 -2.000 liraya kiraya veriyoruz. Helalühoş olsun, çok daha iyisini alsınlar ama şimdi biz burada eğer şeyi konuşacaksak, kusura bakmayalım o zaman bu Komisyondan bir şey çıkmaz. Biz burada “Efendim, o yanlıştı, bu eksikti, bu fazlaydı, niye beş kattı?” Ya, kimse açıkta değil, kimse dışarıda değil. Ben 81 ilimize 300 kere gittim, 300’ün üzerinde ziyaret yaptım bir tane adam demedi ki: “Kardeşim ben bu süreçte, AK PARTİ sürecinde ben depremde hasar gördüm de devletim benimle ilgilenmedi.” “Ben açıkta kaldım.” diyenine rastlamadım ben. Elâzığ’da ben bir ay kaldım; bütün mahallelerini, köylerini tek tek gezdim, tek tek gezdim. Şimdi burada konuşmak kolay, o zaman bir zahmet geleceğiz; bizlerle birlikte siz de gezin. Yani, şimdi siz “Görüşmediniz.” diyorsunuz, nereden biliyorsunuz benim görüşmediğimi? Ben bütün mahallede, bütün herkesi o salgın şartlarında, hem acıların ı dindirecek şekliyle hepsiyle bir bir toplantı yaptım. Bir tane yapsanıza ondan, bir tane bir yapın; gelin bir tanesine bir girin nasıl oluyor? Yani, şimdi hepsiyle konuştuk, hepsine anlattık, hepsiyle bir bir istişare ettik. Yani “Hani hiç konuşmadınız, yapmadınız.” Bakın biz bu noktada afet mantığını tam çözemiyoruz galiba. Afet ne? Barınma ihtiyacı sağlama, bu adamın kafasını sokacağı bir ev yok demek. Sayın vekilim, biz buna ilişkin 20 binin o 9 binini 3+1 yaptık, 120 metrekare yaptık. Şimdi Mustafapaşa’da, Rüstempaşa’da, Abdullahpaşa’da 5 katı geçmeyeceğiz. Niye? Zemin kötü, siz de gördünüz. Oraya çizilebilecek en iyi projeyi bugün Ankara’da, İstanbul’da en pahalı daireleri satan mimarlara çizdirdik. Yani, belki örneği yoktur; Bünyamin Derman, efendim, Sabri Paşayiğit, onlara çizdirdik, onlar yapıyor. Orası bittiği zaman şehrin içinde bir kültür olacak. Şimdi 2+1 de var, 3+1 de var ama herkese 2+1, herkese... Sığmıyor ki zaten, bir İzmir’de 5 katlı. Biz herkesi sığdırıyoruz. Sıkıntı ne? Yani herkesi biz bir şekilde konuştuk. Arkadaş yani 3+1 yapabildiğimiz yere 3+1 yaptık, 2+1 yapabildiğimiz yere 2+1; kurayla çekiyoruz, kimseye haksızlık yapmıyoruz, rezerv alanda zemin artı 3 kat, 4 kat yapıyoruz. Bu kültürün 5 kat, 10 kat, 7 kat olması başka bir şey. Bu sefer de ne oluyor biliyor musunuz? O bizim, hani eskiden... Ya, sizin apartmanınızda var mıydı, benim apartmanımda yoktu; ya o CHP’liymiş, o AK PARTİ’liymiş, o MHP’liymiş, o Kürtmüş, o Aleviymiş. Şimdi, biz bu kültürü niye kaybediyoruz? Duvarlar içerisinde yaşayan sitelere girince yüksek yüksek binalarda o komşuluk ilişkisi gidiyor, örf adet gidiyor. Diyorsunuz işte “O yeşil alanda, meydanda sosyalleşsin.” E gelsin sosyalleşsin. İzmir’de açıkta biri mi var? Yok. E yapıyoruz. Rezerv alan 3 milyon 750 bin metrekare, yarısını terk etseniz 2 milyon metrekare; 100 metrekareden 20 bin tane konut sığar, arkasına daha devam et, yer var orada, başka tarafta da var. Yani biri anlaştı, “Dönüşelim.” dedi, geldi dönüştüremedik mi? Yok.

BAŞKAN RECEP UNCUOĞLU – Biz onunla ilgili aramızda da hem İzmir’de hem Elâzığ’da toplantılar esnasında tartıştık. Şimdi, kamu yapılarının güçlendirilmesi, KAYES sistemi kapsamında bütün idarelerimiz güçlendirme programları uyguluyorlar. Burada yüzde 40 esasına göre hareket ediyorl ar. Eğer güçlendirme maliyeti yeni yapımın yüzde 40’ını aşıyorsa yıkıp yeniden yapmayı öngörüyorlar.

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI MURAT KURUM – Genelde de aşıyor.

BAŞKAN RECEP UNCUOĞLU – Biz bunu, orta hasarlı sorununun çözümü açısından, eğer orta hasarlının güçlendirilme maliyeti yıkıp yeniden yapmanın yüzde 40’ını aşıyorsa o yapıyı sürüncemede bırakmak, vatandaşı çok ağır bir mali külfet altında bırakmak… Yıllarca biz Sakarya ve Kocaeli örneğinde çok yaşadık, on yılı aşkın süre verildi bunlara Sayın Bakan, yıllarca peşi sıra orta hasarlılar sorun olarak geldi; güçlendirilemedi, iskân edildi, en son elektriği, suyu vesaire bunlar kesilme noktasına gitti. Böylesine riskli bir yapı stokunu böyle bir sürüncemede bırakmamak adına, biz “Orta hasarlılarda da böyle bir sistem uygulanabilir mi?” diye öngöreceğiz. Yani böyle bir teklifimiz, önerimiz olacak. Eğer orta hasarlı yapının güçlendirilme maliyeti yeniden yapım maliyetinin yüzde 40’ını aşıyorsa o yapıya doğrudan ağır hasarlı kabul edilip yıkım kararı verilmesi, kişilerin de hak sahibi olması noktasında bir yaklaşık oluştu aramızdaki tartışmalarda ama tabii, bunun getireceği diğer mali yük, diğer hususlar mutlaka ölçülmeli, bunlar da dikkate alınmalı. Bu konuda bir ilave yapmak istedim.

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI MURAT KURUM – Burada, orta hasarlıların yeniden yapılmasının daha iyi olacağı noktasındaki görüş herkesin ortak görüşüdür ancak bir depremde binaların yüzde 10’u, 15’i az hasar; yüzde 10’u, 15’i ağır hasar, yıkık ve acil yıkılacak yapıysa yüzde 30’u da orta hasarlı çıkar. Yani “Orta hasarlı çıkıyor.” demekle bu sayıların 3 katını yapmanız gerektiği çıkar. Yani orta hasarlı olmayıp… Ben size şöyle söyleyeyim: Bayraklı’da az hasarlı olup, hasarsız olup yıkılması gereken de var. O zaman onun suçu ne yani? Bence oradaki…

BAŞKAN RECEP UNCUOĞLU – Burada şöyle bir şey karşımıza çıkıyor Sayın Bakanım: Şimdi, orta hasarlı olan yapı, diyelim ki DASK’tan da yararlanmışsa DASK’tan aldığı teminatlar çok düşük kalıyor.

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI MURAT KURUM – Onu artıralım.

BAŞKAN RECEP UNCUOĞLU – Çok düşük kalıyor ve aynı zamanda güçlendirmeye yetmiyor. Yani taşıyıcı sistemde…

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI MURAT KURUM – Onu artırabiliriz ama afette ağır hasarlının hak sahipliği başka bir şey. Yani “ağır hasarlı” dediğiniz zaman, evi yapıyorsunuz, iki yıl ödemesiz, on sekiz yıl sıfır faizle ona destek oluyorsunuz. Niye bu? Aslında mantık da çok aykırı değil yani - AFAD’ı da dinlemişsinizdir muhakkak- orada barınma ihtiyacını gidermek. Yani eskiden daha küçük, daha belli alanlarda küçük metrekarelerde konut yapılıyordu. Şimdi, biz, sosyal bir çöküntü yaşanmaması adına küçük de yapıyoruz, büyük de yapıyoruz ve metrekareyi de… “Küçük” dediğimizde de 85-90 metrekare 2+1 yapıyoruz, bak, 90 metrekare 2+1; 120 metrekare 3+1. Şimdi, 90 metrekare 2+1; Elâzığ’da, Malatya’da, İzmir’de gezseniz birçok 3+1 o metrekarelerde. Küçük ya, neye göre küçük yani? Şimdi, mesela burada…

BAŞKAN RECEP UNCUOĞLU – Sayın Bakanım “Orta hasarlılarla ilgili kentsel dönüşümde öncelik ya da bir tık bir avanta j da sağlanarak dönüşümleri hızlandırılabilir.” şeklinde de bir yaklaşım…

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI MURAT KURUM – Ama işte, ölçülü davranmak lazım, bundan önceki orta hasarlılar var. BAŞKAN RECEP UNCUOĞLU – 6306 kapsamında olur yani.

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI MURAT KURUM – 6306’ya almamızda sorun yok; biz dedik hepsine, İzmir’e, Malatya’ya, hepsine “Getirin, hepsini 6306’ya alalım.” dedik. Orada sorun yok ama orta hasarla ilgili alacağımız kararı çok ölçülü almak lazım yani geriye dönük de sonuçları çıkar, “Bana niye yapılmadı?” sonuçları çıkar. Bence onun dışında başka… Yani onları ağır hasarlı statüsüne getirmek biraz farklı olur diye düşünüyorum ben. afet kanununa aykırı yani bu bence riskli yapı, kentsel dönüşümle ilgili bir konu o yani afet kanunuyla ilintilememek lazım.

ALİ KENANOĞLU (İstanbul)  Ben şuradan başlayacağım: Örneğin, bu Elâzığ’daki köy evleri meselesi vardı.

KAMİL OKYAY SINDIR (İzmir) – Elâzığ depreminde bir artçı deprem oluyor, o orta hasarlıların yarısı ağır hasarlı oluyor, b ir anda yani, o da gözle yine yani şey değil…

ALİ KENANOĞLU (İstanbul) – Şimdi, madem buradan başladık ben de buradan devam edeyim yani bu Van’da otellerin yıkılması falan vardı bu on yıl önceki depremde sanırım. Orada da orta hasarlı olan binalar yıkıldı ve esas büyük yıkım da o orta hasarlı binalar üzerinden gerçekleşmişti yani esas can kayıpları filan da. Şimdi, dolayısıyla aslında burada maliyet açısından ya da benzeri söylediğiniz şeyler açısından orta hasarlı ayrımı yapmak gerekebilir ama diğer taraftan da vatandaşın maruz kaldığı durum açısında da çok sıkıntılı bir konu. Bizim Elâzığ ve İzmir gezilerinde de en çok şikâyet aldığımız ya da dert yakınılan konulardan birisi bu orta hasar mevzusuydu yani vatandaş orada binasındaki hasarı gözle de görüyor, çoluğunu çocuğunu onun içerisine sokmak konusunda çok ciddi psikolojik sorun yaşıyor. Bir de o depremi o evin içerisinde yaşamış onu da biliyor yani orta hasar çok ciddi bir vaka hani ne yapılabilir ayrı bir tartışma konusu ama bunun bir kere gözden geçilmesi, orta hasar konusunun gözden geçirilmesi gerekiyor. Bu son derece problemli bir alan olarak duruyor karşımızda.

ALİ KENANOĞLU (İstanbul) – Şimdi, bu Elâzığ’daki köy evleri meselesi, muhtarlarla yapmış olduğumuz toplantıda da dile getirdiler. Örneğin, 2011 yılında yapılan köy evlerinde köylünün müştemilatlarını koyabileceği bir zeminde bir yer yapılmış örneğin onun üzerine ev konulmuş ama şimdiki yapılan konutlar bildiğimiz yazlık tatil evleri gibi olmuş. Açıkçası çok da güzel evlerdi gördük yani açıkçası arkadaşlarımızla birer tane verirler mi diye düşündük

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI MURAT KURUM – Kesin

ALİ KENANOĞLU (İstanbul) – Şimdi, bu Elâzığ’daki köy evleri meselesi, muhtarlarla yapmış olduğumuz toplantıda da dile getirdiler. Örneğin, 2011 yılında yapılan köy evlerinde köylünün müştemilatlarını koyabileceği bir zeminde bir yer yapılmış örneğin onun üzerine ev konulmuş ama şimdiki yapılan konutlar bildiğimiz yazlık tatil evleri gibi olmuş. Açıkçası çok da güzel evlerdi gördük yani açıkçası arkadaşlarımızla birer tane verirler mi diye düşündük.

BAŞKAN RECEP UNCUOĞLU – 117 yaşında bir amcamız kapıda karşıladı bizi.

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI MURAT KURUM – Bir tane Gökan Bey’e vereceğiz oradan, o da çok beğendi.

GÖKAN ZEYBEK (İstanbul) – Çok güzel…

ALİ KENANOĞLU (İstanbul) – Evler çok güzel ona söyleyeceğimiz bir sözümüz yok. Güvenilir, sağlam, çelik konstrüksiyondan yapılmış ama köy evi filan değildi yani.

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI MURAT KURUM –Niye köy evi değil?

ALİ KENANOĞLU (İstanbul) – Yazlık ev yani sonuçta köylü dediğiniz sadece…

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI MURAT KURUM – Ne olması lazım köy evi…

ALİ KENANOĞLU (İstanbul) – Müştemilatını koyabileceği, işte…

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI MURAT KURUM – Ahır ihtiyacı olanın ahırı var, gösterelim onu görseli varsa.

ALİ KENANOĞLU (İstanbul) – O zaman bu köy evlerini şöyle düşünürüz: Ya bunlar çiftçilik yapmayacaklar, hayvancılık yapamayacaklar bir daha demektir. Bunlarda yoktu bizim gittiğimizde.

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI MURAT KURUM – Şimdi, şöyle, yanında ahırı varsa…

ALİ KENANOĞLU (İstanbul) – Yok.

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI MURAT KURUM – Bir dakika şimdi. Yıkılan süreçte biz gittik, tespitimizi yaptık, adamın evi vardı, yanında da, altında da ahırı vardı.

ALİ KENANOĞLU (İstanbul) - Yıkıldığı için mi onlara verdiniz?

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI MURAT KURUM – Hayır, hayır. Ahırı olana biz ahırlı yapıyoruz. Bakın, orada ahırlı olanları durduralım bir. Bakın, şimdi mesela ahırı olanı eğer hasar tespitte ahırı varsa ahırını yanına yapıyoruz.

ALİ KENANOĞLU (İstanbul) – Tamam onu gördük.

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI MURAT KURUM – Dolayısıyla şunlar ahırdır, tamam mı? Şu evidir, şu da ahırıdır. Bakın, bunların hepsi ahır. Gördünüz mü? Demek ki hasar tespitte eğer hayvancılık yapıyorsa, ineği varsa, efendim orada yanında, altında ahırı varsa biz o tespitler çerçevesinde, yeni projede de 60 metrekare ahırını ineğini koyabilecek şekliyle yapıyoruz.

 ALİ KENANOĞLU (İstanbul) – Tamam, mevcutta ahırı yıkılanlara yapılmış yani olmayanlara bir sıkıntı yok.

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI MURAT KURUM – Ahırı olmayan demek ki hayvancılık yapmıyor.

ALİ KENANOĞLU (İstanbul) – Yani yarın öbür gün yapmak istese de yapamayacak anlamına da geliyor bu.

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI MURAT KURUM – Niye yapamayacak? Gelsin yapsın şuraya.

ALİ KENANOĞLU (İstanbul) – Nereye yapacak orada, nereye koyacak?

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI MURAT KURUM – Orada, boş…

ALİ KENANOĞLU (İstanbul) – Burası değil o, bizim gördüğümüz evler bunlar değil, başka bir köyde…

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI MURAT KURUM – Herhangi bir yere yapabilir.

ALİ KENANOĞLU (İstanbul) - Herhangi bir yer yok orada, mümkün değildi, hani oraya ahır yapacak bir yer yoktu.

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI MURAT KURUM – Onun sebebi o değil.

KAMİL OKYAY SINDIR (İzmir) – Buna dam denir, dam, ahır değil! İki baş hayvandan başka bir şey girmez oraya.

ALİ KENANOĞLU (İstanbul) – Sayın Bakanım, buradan ahır olmaz ya. Biz de köyde yetiştik, bizim de 3-5 hayvanımız vardı yani ineğimiz, koyunumuz, kuzumuz vardı; onun neresine sokacaksınız, ben anlamadın yani.

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI MURAT KURUM – 60 metrekare o ev.

ALİ KENANOĞLU (İstanbul) – Mümkün değil yani o küçük yere o kadarcık şeyi sokmak.

KAMİL OKYAY SINDIR (İzmir) – Traktörünü koyacak, yemini koyacak, buğdayını koyacak.

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI MURAT KURUM – Neyse ben o tartışmaya… Orada Çevre Şehircilik İl Müdürüne de sorduk biz, hayvan sayısına göre yapılıyor.

ALİ KENANOĞLU (İstanbul) – O tartışmaya girmeyelim ama burada vatandaşların bize orada ilettikleri, muhtarların ilettikleri konu üzerinden söylüyorum. Ahırı yıkılanlara bu şekilde yapılmış ama tamamen, hiçb ir şekilde ahırı olmayan ve yazlık şekilde yapılan yerler var, bunlarla ilgili de en azından alt katına ya da işte yanına müştemilat yapabileceği bir yer talepleri vardı. Bu Elâzığ’daki 2+1 konut meselesine de yani vatandaşın şöyle bir bakış açısı vardı, biz onu aramızda da komisyon üyeleriyle konuştuğumuzda yani canını kurtaran mal derdine düşmüş onu gördük, bir şekliyle öyle bir insan psikolojisi yani böyle de bir durum var. Hatta hiç can kaybı olmayanlar tümüyle bu mallarını nasıl alabilirler ya da nasıl arttırabilirler derdinde de duruyorlardı. Yani 2+1 konutlar orada ciddi anlamda sizin açınızdan, en azından iktidar açısından ciddi sıkıntılı bir pozisyonda. Onların yani 2+1’lerin belki hani, sosyal konut ilan edilerek başka rezerv alanlarından ve benzeri alanlardan takası yapılabilir yani öyle bir çözüm olabilir, o da ciddi bir şekilde şikâyet konusu olarak aktarıldı. Bir de şu vardı: Örneğin, Elâzığ’daki rezerv alanı belediyeye devredilmişti ama İzmir’deki rezerv alanı belediyede değildi. Başka yerlerde nasıl bu uygulama onu bilmiyorum, hani burada partizancılık yapmayalım diyorum ama böyle bir yaklaşım var mı yok mu açıkças ı ben kuşkuluydum yani merak ediyorum bunu. Hani, Elâzığ’da rezerv alanı komple belediyeye devredilmiş iken…

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI MURAT KURUM – Hayır, öyle bir şey yok.

ALİ KENANOĞLU (İstanbul) – Yanlış mı söylüyorum. Yani Elâzığ Belediyesi rezerv alanının kendilerine devredildiğini ifade etti o zaman yanlış bilgiydi ya da biz yanlış…

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI MURAT KURUM – Hayır, hayır şöyle: Abdullah Paşa’da biz 2 bin konutluk proje yapıyoruz. Orada İmar İskân Blokları mantığında sadece binanın oturduğu yerde mülkiyet söz konusu, kalanlar hazine arazisi ve ağır hasarlılarla alakalı biz o bölgede 2 bin konutu yapıyoruz ve bütün bölgenin ağır hasarlılarına orada konutlar veriyoruz. Ancak hemen yanında orta hasarlı, az hasarlı yerler var; buralarda da yine çatı, saçak mülkiyeti var, kalan hazine mülkiyeti. Belediyeyle vatandaşlara dedik ki: “Siz eğer dönüşmek istiyorsanız belediye de size öncülük etsin, biz bu arsaları rezerv olarak belediyeye verelim, size de destek olsunlar, sizin dönüşümünüze katkı sağlasınlar.”

ALİ KENANOĞLU (İstanbul) – Peki, açıklama için teşekkür.

KAMİL OKYAY SINDIR (İzmir) – Bakın, ben başka bir şey daha söyleyeceğim rezerv alanla ilgili. Mesela, Elâzığ’da, Elâzığ Belediyesine yaklaşık 59,6 hektarlık bir rezerv alan, bakın, adı rezerv alan… Elâzığ’da mülkiyeti maliye hazinesinde olan yaklaşı k 59 küsur, 60 hektara kadar olan bir rezerv alanın mülkiyeti belediyeye devredilmiş. Belediye Başkanının bizzat kendi sunumunda, kendi sözleri “Burada lüks konutlar, güzel binalar, konutlar yapacağız, 500 milyona yakın bir gelir beklentimiz var; buradan e lde edeceğimiz geliri de kentsel dönüşüm için kullanacağız.” diyor. Rezerv alan bu iş için midir Sayın Bakan? Yani rezerv alanın kullanım amacı bu mudur? Bu anlaşılır değil yani demek istediğim, tekrar söylüyorum: Rezerv alan tanımını, amacını ve kullanım fonksiyonlarını doğru koymak ve bir ilde, bir belediyenin bir başka belediyeyle ilişkilerinde farklı olmaması gerekir. Bunun siyasi olmadığını düşünmek istiyorum; siyasetüstü olduğunu ifade ediyoruz, buradaki konuşmalarımızda bu eksende, bu çerçevede yapıyoruz, bu zeminde yapıyoruz. Bu, gerçekten doğru bir uygulama değil. Adına “rezerv alan” demeyin, yeni imar alanı deyin, bir şey deyin, verin, olabilir yani. Öyle bir ihtiyacı vardır Elâzığ Belediyesinin, yeni yerleşim alanlarına, konut alanlarına… İmar plan değişikliği yapın ama adına “rezerv alan” diyorsanız İzmir’deki rezerv alan ile o Elâzığ’daki rezerv alan arasında da bir uygulama farklılığı olmaması gerekir. Şimdi, e, tabii yerel yönetimlerle bu anlamda iş birliğinizin olması gerektiğini düşünüyorum. Bakın, ahır, ağıl, kümes ve benzeri tarımsal yapıların da aynı zamanda deprem dayanıklılıklarının tespiti ve bununla ilgili de sadece konut yapılarının değil tarımsal yapıların da depreme dayanıklılıklarının yapılması, tespitlerinin yapılması buna yönelik de önlemlerin alınması gerekiyor. Sonuçta onlar da can ve onların da kaybı, sonuçta ekonomik, millî ve yaşama dair bir kayıptır. O konu da dilerim mutlaka daha etkin yapılıyordur veya yapılıyorsa da teşekkür ederek o konuyu sonlandırayım.

MUSTAFA DEMİR (İstanbul) – Bir dakika, şimdi, değerli arkadaşlar, orta hasarla ilgili -konudan konuya atlıyoruz- alanda karşılaştığımız talepler ve süre içerisinde önemli bir probleme dönüşen bir kavram var. Sizin de söylediğiniz gibi eğer bunu tamamen kaldırırsak ileride -Allah korusunherhangi bir afet söz konusu olduğunda işin içinden çıkılamaz hâle dönüşecek. Bence bu göz önünde bulundurulup mevcut şekliyle veya biraz iyileştirilmiş şekliyle devam ettirilebilir ama “orta hasarlı” kavramının kesinlikle kaldırılmaması lazım. 2+1’lere gelince, onlar çok konuşuldu yine, Elâzığ’da 3+1’leri ziyaret ederken özellikle örgütlenmiş bir grup tarafından 2+1’lerle ilgili şikâyetler oldu ve 2+1’lerin ne kadar yetersiz olduğuyla ilgili bir sürü şikâyet oldu; biz de oradan ayrılıp 2+1’lere gittik. Tamam, oradaki geleneksel aileye hitap etmeyebilir, bir şey demiyorum ama afet olmuş ve o insanların ihtiyaçlarının hemen karşılanmasıyla ilgili bir çalışma gerçekleştirilmiş. Daha sonra, oradaki il müdürlerimizin söylediklerini söylüyorum “Biz bu 2+1 olan evleri kuraya tabi tutmadık.” dediler. Yani şikâyet edilen, aslında örgütlü bir şekilde şikâyet edilen 2+1’ler zaten şu anda vatandaşa verilmemiş, kenarda tutulmuş, sto p daire olarak bekletiliyor. Dolayısıyla bunların burada tekrar gündeme gelmesinin ben anlamlı olmadığını düşünüyorum

MÜZEYYEN ŞEVKİN (Adana) – Teşekkür ederim Sayın Başkan Elâzığ’da şununla karşılaştık: 130 metrekare yeri olan bir vatandaşın 90 metrekareyle yetinmek durumunda olduğuna ilişkin mesela şikayetler geldi vatandaştan bize. Yine, mesela, vatandaş kendisi bir kredi ödüyor, konutu hasar gördü; ondan sonra siz tekrar bir konut yaptınız, yeniden verdiğinizde yine bir kredi ödemesiyle karşı karşıya. Yani çift kredi hem yıkılmış binasının kredisini ödeyecek hem de yeni yapılmakta olan konutun kredisini ödemek gibi bir durumla karşı karşıya kalacağı bir durumdan bahsedildi yine Elâzığ’da. Yine, karma kura olduğu, yani bölgesel değil, örneğin, işte Muratpaşa’ydı zannediyorum, semtlerin de ismi aklımda kaldığı kad arıyla söylüyorum ve işte Sürsürü Mahallesi. Sürsürü Mahallesi’ndeki birisi Muratpaşa’daki bir yerin kurasını çekebiliyor. Hani bölgesel bazda bir kura çekiminin olması daha iyi olur diye bu da bize iletildi. Elâzığ’dan bahsediyorum tabii

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI MURAT KURUM: Burada, sağ olsun, tüm vekillerimiz bize süreçlerde destek oldular gerek Elâzığ’da gerek Malatya’da gerek İzmir’de ve 3 deprem bölgesinde de tüm Türkiye olarak o “84 milyonluk aile” dediğimiz aileyi biz orada gördük, yaşadık. O birliği, beraberliği bozmamak lazım ve o birlik, beraberlik hakikaten… Mesele, bu işi Ahmet’in, Mehmet’in yapması meselesi değil yani aslolan, burada herkesin üstüne düşen sorumluluğu, vazifesini hep birlikte yerine getirmesidir. Bizim eksikliğimiz de olabilir, belediyenin eksikliği de olabilir ama bu eksikleri konuşmak kimseye bir fayda sağlamıyor. Aslolan, bu eksiklikleri giderecek, adımı hızlandıracak, süreci hızlandıracak düzenlemeleri yapmaktır. İçimizde vekillerimizden daha önce belediye başkanlığı yapmış, sahada bilfiil bu işle ilgilenmiş birçok vekilimiz, belediye başkanımız var. Zor bir süreç, öyle buradan konuşulduğu gibi, anlatıldığı gibi bir süreç yok sahada. Gidip gördüğünüzde, o insanları ikna etmeye çalıştığınızda, kırmadan, dökmeden yerinde yapacaksınız, hızlı yapacaksınız ve çok hızlı bir şekilde de bu süreci bitireceksiniz.

banner107
YORUM EKLE
YORUMLAR
ELAZIĞLI
ELAZIĞLI - 2 ay Önce

Gerçeklerden çok çok uzak...
Seçime az kaldı...

Hursit
Hursit - 2 ay Önce

Bakan efendi Elazig a hic gelmemis gibi.Komisyon sanki baska yerden bahsediyor.Bal gibi de ortaligi viran ettiniz ...Mali goturenler de oldu hakkinizi yememek lazim ;ama sandikta bizim de iki lafimiz olacak

Hasan Dinç
Hasan Dinç - 2 ay Önce

İyi başladı kötü bitti

Yusuf
Yusuf - 2 ay Önce

Raporun son kısmında Mustafa Demir; Sorduğunda il müdürlerinin biz bu 2+1 leri vatandaşa vermedik diye geçiyor.Yapilan binaların yüzde yetmişe yakını 2+1 zaten.Nasil verilmedi,çoğunluğa bu kuradaki çıkan 2+1 ler verilmeyecek mi nedir.Yoksa Heyettekileri mi kandırıyorsunuz ey il yetkilileri.Yoksa bize rüyamızda mi çıktı,bu 2+1 ler.Birakin 5 nüfus sığmayı,salon bu oturma odası mobilyalarımiz da dışarıda kaldı.Hadi buyrun.

vatandaş
vatandaş - 2 ay Önce

sayın bakanım mustafapaşada ki konutların savunulacak hiçbir yanı yok tamamen kötü planlama.isterse dünyanın en iyi mimari çizsin berbat bir plansa savunulacak hiçbir tarafı olamaz.

SIRADAKİ HABER

banner103