Elazığ’da Bir Tarihi Konak Daha Yıkıldı

Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, geçtiğimiz hafta Elazığ ziyaretinde türkülere konu olmuş, Hüseynik Mahallesi’nin yeniden ayağa kaldırılması için çalışmaların başlayacağını söylemişti. Bakan Kurum’un bu sözlerinin üzerinden çok geçmeden mahallede tescilli bir konak dozerle yıkıldı.

Elazığ’da Bir Tarihi Konak Daha Yıkıldı

Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, Elazığ ziyaretinde Hüseynik Mahallesi ile ilgili projesini işte bu cümlelerle anlatmıştı.

Bakan Kurum’un Elazığ ziyaretinin üzerinden bir hafta geçmişken, ayağa kaldırılacak denilen Hüseynik Mahallesi’nde Saldalcılar Konağı olarak bilinen ve mahallede tescilli 18 konaktan biri olan konak yıkıldı.

BALABAN: BU YAPILARA SAHİP ÇIKILMASI LAZIM

Tescilli konağın önce tescilinin kaldırıldığını, ardından da yıkıldığını ifade eden Çevre ve Kültür Değerlerini Koruma ve Tanıtma Vakfı Elazığ Temsilcisi Mustafa Balaban, “Burada 150-200 yıllık bir yapı vardı. Saldalcıların evi diye geçen tarihi bir ev olarak bu evin varlığını biliyoruz. Bunun gibi burada çok sayıda ev var. Tescilli 18 civarında bir ev var. Fakat maalesef buğuna kadar bu evleri kamunun ve yerel yöneticilerimiz bugüne kadar el atmadı. Hiç birine ciddi manada bir onarım, destek vermediği için bu evlerimiz birer birer yitiriliyor. Bizim buradaki en büyük haykırışımız; bu kenti yöneten idarecilere somut olarak bu tür kültür yapılarını tescillemek yetmez. Aynı zamanda bunları korumamız, geleceğe taşımamız için desteklenmesi lazım. Bunlara sahip çıkılması lazım” ifadelerini kullandı.

BALABAN: BU YAPILARI KAYBETMEK KÜLTÜRÜMÜZÜN BİR KISMINI KAYBETMEK DEMEKTİR

Yapıların tek tek yitirildiğinin altını çizen Balaban, “Bu kış Şahinkaya’da ki, Holpenk’teki tarihi manastırımız çöktü. Tescil çıkmadığı için. Yarın başka yapılarımız aynı akıbete uğrayacak. Bu da bize şunu özellikle gösteriyor; bu şehrin kültür ve turizm yönünden planlamasını yapan insanlarımızın mutlaka buraya sahip çıkması lazım. Bu yapıları tescilledikten sonra bunların nasıl geleceğe taşınacağına dair ciddi manada kafa yorup proje üretmesi lazım. Bunları sahipsiz bırakmak, bu şekilde yıkıma terk etmek demek. Bir şekliyle kültürümüzün bir kısmını kaybetmek demektir” şeklinde konuştu.

BALABAN: İLGİLİLERİN GELİP BURADA SOMUT İNCELEMELER YAPMASI LAZIM

Mustafa Balaban, “Şu anda yıkılmadan önce bize gelen bilgi tescilden düşürülmüş. Gelen bir ekip burayla ilgili mutlaka bir resmi bilgi vermiştir tescili ile ilgili. Fakat bu da çok garip bir durum. Çünkü tescilli yapıların tescilden düşürülmesine dair dilekçeyle yapılan müracaatlara ilgililerin gelip burada somut incelemeler yapması lazım. Eğer yapamazlarsa bu tür şeyler; tüm yapılar için aynı sorun beklenebilir. Her yapı tescillendikten sonra ilgili kişi gelip müracaat ederek bu şekilde yıkım kararı alırsa elimizde tescilli yapı kalmaz. O yüzden bizim en büyük buradaki şeyimiz bu tür yapıları tescilledikten sonra kentin kamu yerel sahipleri bunlara sahip çıkmalı, kaynak bulmalı. Bu evler onların malı. Bütçesi zayıf olan vatandaşlara kaynak tedarik etmeli. Ve buna ait birçok fon var, birçok ödenek var. Birçok kent bunun çok ciddi somut projelerini üretiyor. Özellikle Elazığlıların Kemaliye Eğin’e gitmesini öneriyorum. Yaklaşık 100’ün üzerindeki ev bu şekilde bakanlık tarafından onarıldı. Biz halen birkaç evi nasıl ayakta tutarız? Doğru dürüst projesini yapıp taşıyamadığımız için de ben özellikle bizim bu kentin sahipli olarak kültür konusunda, turizm konusunda duyarlı olan insanlara sesleniyorum; bu yitiklerimiz gerçekten telafisi olmayacak yitiklerimiz” dedi.

BALABAN: BU KENTİN YÖNETİCİLERİ UMARIM BU SESE CEVAP VERİR

Hüseynik Mahallesi’nin Harput’la ilişkilendirilmesi gerektiğinin altını çizen ÇEKÜL Vakfı Üyesi Balaban, “Bir defa Harput’ta mutlaka ilişkilendirme yapılması lazım. Harput’a ait bir yolun olması lazım. Burada Harput’a giden eski kervan yolları, şehir yolu dediğimiz yol; Diyarbakır’dan gelen ve Harput’a çıkan yollar Ulukent üzerinden Harput’a ulaşılıyordu. Şu anda bu yolların hiçbiri maalesef çalışmıyor. Bunları onarıp restore edip Harput’la ilişkilendirilmesi lazım. Hüseynik bir Beypazarı, bir Eğin, Kemaliye, bir Safranbolu olabilirdi. Hatta Harem olabilir. Bizim buraya yalnız çok ciddi manada yöneticilerimizin gelip bu bölgedeki her yapıya ciddi bir şekilde bakıp onun geleceğe taşınması konusunda bir projenin oluşması lazım. ÇEKÜL olarak istediğimiz de bu. Yani Hüseynik elimizdeki son kalemiz. Burada yitirilirse Harput ve Elazığ’ın kültürü ve geleceğe taşınmasında çok ciddi bir kaybımız olacak. Burayı yitirmememiz lazım. Bu kaleyi de kaybedersek Harput’un UNESCO sürecinde de bir ayağı eksik kalır. Gerçekten bu kentin geleceğe taşınmasındaki en önemli hatıraları olan bir bölgeyi kaybetmiş oluruz. Bunun topyekün bakılıp çeşmesi, sokağı, camisi, manastırı, tüm yapılarıyla tekrar gözden geçirilip korunması lazım. Hüseynik’in böyle bir özelliği var. Bunların hepsinin şu anda yerleri biliniyor. Yapılan bir kısmı bugüne gelmiş. Ama çok zor durumda. Bir kısmı çöküyor. Çöken yapıları bizim çökmeden kurtarmamız lazım, el atmamız lazım. Yani Hüseynik şu anda inliyor. Bize şu anda bir ses veriyor. Diyor ki ‘bana yardım edin.’ Elazığlılar bu sesi umarım duyar. Bu kentin yöneticileri umarım bu sese cevap verir. Ve bu sesin karşılığı olan buraya gereken yardımı ve ilgiyi gösterir” diye konuştu.

HABER: SITKI TAŞEL

Güncelleme Tarihi: 19 Ekim 2019, 19:36
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner7