Türkiye Cumhuriyeti’nin Temelleri Palu’da mı Atıldı?

Elazığlı Şair ve Yazar Zekeriyya Bican, Palu’nun tarihiyle ilgili önemli bir iddiayı ortaya koydu.

Telmih Dergisi’nde yayınlanan yazısında Mustafa Kemal Atatürk’ün Harput ve Palu ziyaretlerine değinen Zekeriyya Bican, 1916 sonları ile 1917 yılı içinde Palu’da yapılan ziyaretleri ve toplantıları ayrıntılarıyla kaleme alarak o dönemde konuşulanları ve düşünceleri okuyucularına aktardı.

Türkiye Cumhuriyeti’nin Temelleri Palu’da mı Atıldı?” başlıklı yazıya göre Mustafa Kemal Atatürk’ün zihnindeki Türkiye Cumhuriyeti’nin temellerini Palu’da Sekerat’ta attığı belirtiliyor.

 

İşte Şair ve Yazar Zekeriyya Bican’ın yazısında öne çıkan o bölüm…

Bu bilgiler ışığında Mustafa Kemal Paşa’nın kurtuluş mücadelesine başlamadan  önce Anadolu şehirlerinde ve bihassa Harput ve Palu’ya yaptığı ziyaretler ve bu ziyaretlerinde çevreyi tanıyıp samimiyet tesis etme çabası başa gitmemiştir. Bilahare bu kişilerden memleket hizmetinde fayda ve dostluk görmüştür. Bu husus yazımın sonlarına doğru daha iyi anlaşılacaktır.

ATATÜRK'ÜN 1916 SONLARI VE 1917 YILI İÇİNDEKİ ZİYARETİ

Mustafa Kemal Paşa’nın kurtuluş savaşı öncesinde 1916 sonları ile 1917 yılı içinde Palu’da, Sekrat’ta, Elazığ’da yaptığı toplantılar ve bu toplantılar sırasında yaşandığı anlatılan olaylar, babadan oğula nakledilmiş konular ve bilgilerdir. Yazılı kaynaklara dayanmayan bu yaşam kesitleri 1920’de TBMM’de Milletvekili olan vekillerin oğulları tarafından torunlarına anlatılarak aktarılmış ve bizlere ulaşmıştır. İlimizde yaşandığı söylenen bu olaylar, bize intikal ettiğinde, söz konusu anıların başkahramanı Mustafa Kemal Paşa olunca oldukça ilgimizi çekti. Yaptığım araştırmalarda Mustafa Kemal Paşa’nın Palu’ya, Sekerat’a, Elazığ’a geldiği tarihler ve dönüş tarihlerinin doğru ifade edildiğini, Atatürk’ün Büyük Nutku’nda Atatürk Araştırma Merkezi yayınlarında, mevcut olduğunu gördüm.

Lakin bu toplantılarda söz konusu edilen konu ve olayların anlatılan bilgileri kaynak kişilerin ifadelerinden esinlenerek yazılmasındaki amaç; tarihçilerin ilgisini çekmek ve araştırmaya yöneltmektir. Hiç kimseyi rahatsız etmeyeceğine inandığım, dinleyenleri yer yer onur ve gururla gülümseten bu tatlı anları yazmayı memleketim adına görev bildim.

"BİRKAÇ SIRDAŞINDAN BAŞKA KİMSE BİLMİYORDU"

Bu araştırma yazımın tamamı okunduğunda, Mustafa Kemal’in daha öğrencilik yıllarından beri yeni bir devlet ve yeni bir idarenin gerekli olduğu fikrinde olduğunu göreceksiniz. Lakin kendisinin kurmayı düşündüğü “yeni devlet” fikrini kendisine çok yakın birkaç kişi dışında kimseyle paylaşmamaya yemin etmiştir. Kafasındaki gerçeği birkaç sırdaşından başka kimse bilmiyordu. Mustafa Kemal son derece yıpranmış ve hantallaşmış bu devletin gidişatının hiç iyi olmadığını ve yıkılışa doğru hızla ilerlediğini büyük bir ferasetle görmüştü.

“TÜRKİYE CUMHURİYETİ’NİN TEMELLERİNİ PALU’DA SEKERAT'TA ATMIŞTIR"

Mustafa Kemal Paşa, toplantıda verilen söz gereğince Harput, Mezre ve Palu’daki kanaat önderleri ile yaptığı bu görüşmeleri Nutuk’ta yazmamıştır. Ama zihnindeki Türkiye Cumhuriyeti’nin temellerini Palu’da Sekerat’ta atmıştı. Zira 3 yıl gibi kısa bir zaman sonra bu topraklarda edindiği dostluğun yararlarını görüp mutlu olmuştur. 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıktığında arkasında bütün bir Anadolu’nun varlığından ve bilhassa Palu’nun Harput ve hinterlandının desteğinden emindi.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
metin 4 hafta önce

kesinlikle doğru olabilir. cumhuriyet kurulduğundan beri başımız beladan kurtulmadığına göre bunda da paluluların bir katkısı vardır elbet.:-)

Misafir Avatar
Hasan 4 hafta önce @metin

Osmanlının son yüz yılında başın selamettemiydi?

Beğenmedim! (0)
Avatar
KOMEDİ 4 hafta önce

Yahu bakın Paluluyum ama bu deli saçması lafları ederek sözümona Palu'yu filan övdüğünü sanan yazarımsı arkadaşın tarihin bir "bilim" dalı olduğundan ve menkıbelerle tarihin yazılamayacağından haberi var mı merak ediyorum. Böyle saçmalıklar ne Palu'ya ne Elâzığ'a katkı sunar. Olsa olsa dalga konusu olur.

Avatar
Naci 3 hafta önce

Mustafa Kemal Paşa, 10 Mart 1916 Tarihinde Edirne’deki Kolordusuyla beraber Diyarbakır’a atandı. O sırada Albay İsmet Bey, Sekerat’ta görevliydi. Birkaç sefer görüştüler. Kars ve Sarıkamış yöresini Rus işgalinden kurtarıp geri aldılar. 10 Haziran 1917’de Palulu ekâbirleriler; Bey ve Ağalarla bir toplantı yaptılar. İstanbul İşgal altındaydı. Vatanın savunulması için Anadolu’dan kuvvet toplamak için çok kere toplantılar yaptılar. Vatansever Palu ahalisi, gerektiğinde asker vererek yardım vaat ettiler. Makalede Yazılan bilgiler doğrudur. Saygıyla efendim…

Misafir Avatar
GEREKSİZ ÇABA 3 hafta önce @Naci

işte anlamıyorum sizi 1917'de savaş devam ediyor ve İstanbul işgal altında falan değil. İngiliz gemileri 1915'te defolup gittiler. yalan yanlış bilgilerle tarih anlatıyorsunuz. yazık. pes. İstanbul'un işgali Mondros sonrasıdır yani Ekim 1918'den sonradır.

Beğenmedim! (3)
Avatar
Cihan 3 hafta önce

1917 yılında İstanbul eli kolu bağlı durumdaydı.İstanbul Hükumeti büyük bir acziyet içindeydi. Yabancı güçlerin etkisi altına girilmişti.Osmanlı başkenti İstanbul, önce 13 Kasım 1918, sonra 16 Mart 1920de olmak üzere iki kez işgal edildi
7 Mart 1917 Mustafa Kemal, Diyarbakır'daki 2. Ordu Komutan Vekilliğine geçici bir süre için atandı.
16 Mart 1917 Mustafa Kemal, Diyarbakır'daki 2. Ordu Komutanlığı'na asıl olarak atandı. Bu sırada İsmet Paşa albay rütbesiyle Sekrat'taydı.Palu'daki toplantılar bu sırada oldu.Palulular Mustafa Kemale Moral gücü verdiler.

Avatar
Yok öyle bir şey 3 hafta önce

Buda Zekeriya uydurması!! Sanki olaya şahit olmuş gibi gerzek.

Avatar
Azeri Balası 4 hafta önce

Nasıl yani?Devlet 1. Cihan Harbiyle boğuşurken, daha Çanakkale savaşı yeni bitmiş, ordu 7 cephede savaşırken bir yarbay üstlerinden emir almadan cepheyi terk edip Sekrat ‘a mı gelmiş?Siz Osmanlı ordusuna da FETÖ sirayet etmiş sandınız galiba :)

Misafir Avatar
Niyazi 4 hafta önce @Azeri Balası

Hiçbir Azerbaycanlı kendine Azeri demez, Azeri kelimesi stalin döneminde coğrafya adından uydurulmuş bir tanımlamadır. Hopbalam, fikir yürütmeden önce balalığının kaynağını öğrensen

Beğenmedim! (0)

banner7

banner6