Geçtiğimiz günlerde Dmitri Medvedev ABD ile çatışmaya az kaldı gibi bir açıklama yapmıştı. Şimdi de İsrail Eski Dışişleri Bakanı Livni de eklendi. Livni, Mescid-i Aksa olaylarının ardından “İsrail bütün Müslümanları karşısına aldı” diye açıklama da bulundu.

Barzani’nin referandum kararından İsrail son derece memnun. PYD’nin bölgede ki faaliyetlerini de yakından takip edip tekrar tekrar memnuniyetlerini belirttiklerini de biliyoruz. Tabi bunlar olurken Irak Parlamentosu Barzani’nin referandum ile ilgili kararını onaylamadığını da açıkladı.

Tzipi Livni’ye göre İsrail “Müslüman dünyası ile olası bir savaşın sınırında”.  Livni bu açıklamayı İsrail Ordusuna bağlı Radyoya yaptı ve “Filistin ile olan çatışmamız, Ürdün ve diğer Sünni Uluslar ile yapılan işbirliğini, Müslümanların İsrail devletine karşı birleşmesine olanak sağlayabilir” dedi ve bu durumun engellenmesi gerektiğini de söylemlerine ekledi. Bu açıklamalar üzerine İsrail yönetimi geri adım atmak durumunda kalmıştı. Aslında bu geri adımın doğru yönde ileri doğru atılmış bir adım olduğunu gayet iyi biliyor ve anlıyoruz.

Mladenov, BM Konseyinde yaptığı bir açıklama da “İsrail ve Filistin arasında ki gerilimin tırmandırılması durumunda bu olaylar İsrail ile Filistin çatışmasından çıkıp ‘dinler arası savaşa’ dönüşebilir” açıklamasında bulundu. Böyle bir durumda da olası bir savaş durumunda Orta Doğu bölgesinin geri kalan ülkelerinin de bu savaşa dâhil olma riskinin yüksek olduğunu belirtti. Konseyinde yaşanan vahşeti kınaması gerektiğini de ayrıca vurguladı.

Bu durumun en kötü yanlarından biri de Arap ülkelerinin ciddi bir sessizlikte oluşları, Katar’a karşı oluşturulan koalisyon hassasiyetinin İsrail konusunda gösterilmemesi. Bu doğal olarak hedefte bulunan ülkeler için de manevi bir baskı sonucu doğurdu. Zaten ABD ve Batının İslam dünyası ile pamuk ipliğine bağlı ilişkilerin daha da gerilmemesi için Batıdan da tepki gecikmedi.

Biliyorsunuz bu olaylar baş gösterirken İsrail’in Gazze’ye olası bir saldırı yapması bekleniyordu. Bu durum sonucunda Mısır’ın üzerinde bulunan baskılarda artacaktı. İsrail bu kez kolay olandan seçimini kullandı ve Tüm İslam dünyasını karşısına aldı.

İsrail bu süreçte Türkiye’yi hesaba katmaması gerekiyordu. Çünkü AB ilişkileri gerilen Türkiye’nin Katar olaylarından dolayı Arap dünyası ile ilişkilerinin gerileceğini düşünen İsrail, Türkiye’nin yeni bir risk almayacağını düşünmüş olabilir. Bu olaylar zinciri devam ederken, Türkiye’nin daha fazla gerilim çıkartmaması, ABD ilişkilerinin düzeltilmesi yönünde ki taleplerin arttığı bir zamana denk geliyor.

Filistin olaylarında en net ve en açık tavırlar belirli ülkelerden geldi. Bunların başında Türkiye ve Arjantin var. Arap ülkelerinde Müslümanlar kendi yöneticilerini bu durumlar neticesinde sessiz kaldıkları için ağır eleştirilerde bulundular. Batının en büyük korkusu zaten Kıyamet savaşına dönüşebilecek bir durumun önüne geçmek. Terör örgütlerini de yönetemedikleri için bu işin kendi başlarına da bela olacağı kaygısı uzun süreden beri var. Kuzey Kore batının bu denli çekingenliğini bildiği için nükleer savaş tehdidini her fırsatta vurguluyor.

Şu anda 3 ilahi dinin bugünkü mensupları arasında ciddi seviye de problem var. Bu üç dinin mensupları kendi içlerinde sorunlu haldeler. Mehdi ve Mesih tartışmaları bu dinler arasında derin bir ihtilafa neden olan başlıca etken.

İslam dünyasında ki sorunları sıralamaya kalksak toparlamamız ve ifade etmemiz mümkün değil. İslam da son dönemde şeriat tartışmaları bitmeden şu anda “Cihad” konusu tartışmaya başlandı. Anlaşılmayan noktalardan biri; Cihad kavramının meşru hak ve hukukuna yönelik bir tehdit olmadığıdır. Aksine bir teminattır… Kurtuluş savaşımız bir cihad’dır. Cihad temelde “bütün imkânları seferber ederek, belli bir şeye odaklanarak hareket etme” şeklinde tanımlanır. Tartışmasız kutsala tecavüz durumunda ki direnişte “Cihad” olarak tanımlanacaktır.

Irak işgalinde İran’ın kendisini “Mehdi’nin ordusu”, ABD ise “Mesih’in ordusu” diye nitelendirmişti. Bu durumun sonucu Mesih ile Mehdi’yi savaştıran bir komploya dönüştü. Bugün fotoğrafın tamamına baktığımız zaman dünya ciddi bir savaş tehdidinin sınırında bulunuyor. Bazıları yeni bir dünya savaşının fitilini ateşlemek için fırsat kolluyor…

Batılıların İsrail’den beklediği daha fazlasına sahip olmaları değil, mevcudu garanti altına almaları. Çünkü şu an geçen zamanın gelecekte ki günlerde aranabileceği endişesini taşıyorlar. İsrail bu düşüncenin tamamı ile zıt yönünde hareket ediyor. İslam dünyasının içinde bulunduğu dağınıklığı fırsat olarak değerlendirip, İslam dünyasına bir darbe indirmek ve Kudüs’e el koyma çabası içindeler…

Yakın bir süreç sancılı gibi geçiyor. Emin olun şu an Türkiye için önemli olan tüm dünya içinde önemli olandır. Geleceği bir tek Allah bilir… Nasıl olacak bilmiyorum ama olası bir savaşın kokusu çok yakından ciddi bir şekilde geliyor… Allah sonumuzu hayretsin..  

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Abdulmeci Yetiş 12 ay önce

Kalemine sağlık üstad

Avatar
Emrah 12 ay önce

Bence daha fazlasi lazım mesela nükleer güç işte o zaman adim atmaya çekinirler

Avatar
MURAT KARTAL 11 ay önce

Bu konuda yerden göğe kadar haklısınız.
Dünya tıpkı 1914 yılındaki gibi barut fıçısına dönmüş.Bir kıvılcım bu barut fıçısını patlatabilir yani kıyamet savaşı çıkabilir yani dünya savaşı çıkabilir.Sizin bu yazdıklarınızı facedeki gurubumda bende yazdım www.facebook.com/groups/Allaha.tapanlar

Avatar
İsmail 11 ay önce

Yazılarınızın devamını bekliyorum. Gerçekten kaleminiz güçlü Sizin gibi güçlü kalemlere Elazığ'ın ihtiyacı var.