Milletvekili Açıkkapı, Türkiye’nin birlik ve beraberliğinin her zamankinden daha fazla önem taşıdığı hassas bir dönemden geçtiğini belirterek, toplumun herhangi bir kesimini, herhangi bir etnik kimliği veya kadınları hedef alan, aşağılayıcı çağrışımlar içeren ifadelerin kabul edilemeyeceğini söyledi.
İzmir’de gerçekleştirilen bir hastane açılışı sırasında iş insanı Rahmi Koç tarafından anlatılan ve kamuoyunda geniş tepkiye neden olan sözlerin toplum vicdanında haklı bir rahatsızlık oluşturduğunu ifade eden Açıkkapı, “Toplumumuzun farklı renklerini, kültürlerini ve kimliklerini incitebilecek söylemlerden herkesin uzak durması gerekir. Özellikle kadınlarımızı ve belirli bir etnik kimliği aynı cümle içerisinde küçümseyici veya alaycı bir yaklaşımla anan ifadeler, hangi niyetle söylenmiş olursa olsun toplumsal kardeşliğimize zarar verme potansiyeli taşımaktadır” dedi.
Açıkkapı, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından resen soruşturma başlatılmasının hukuk devleti ilkesi açısından önemli olduğunu belirterek, “Adalet mekanizmasının harekete geçmesi, toplumun tüm kesimlerine karşı eşit yaklaşımın bir gereğidir. Hukukun temel görevi, insan onurunu ve toplumsal barışı korumaktır. Hiç kimsenin makamı, serveti, ünvanı veya toplumdaki konumu hukuk karşısında ayrıcalık oluşturmaz” ifadelerini kullandı.
Adalet Bakanı Akın Gürlek’in konuya ilişkin yaptığı açıklamaları da değerlendiren Açıkkapı, Bakanlığın ortaya koyduğu yaklaşımın son derece önemli olduğunu vurgulayarak şunları söyledi: “Sayın Adalet Bakanımızın da ifade ettiği gibi adaletin terazisi kimsenin servetine, unvanına veya statüsüne göre tartmaz. Kadınların onurunu zedeleyen, insan haysiyetini inciten ve toplumsal hassasiyetlerimizle bağdaşmayan ifadeler kim tarafından söylenirse söylensin kabul edilemez. Bu tür sözlerin mizah veya fıkra adı altında dile getirilmesi de ortaya çıkan incinmeyi ortadan kaldırmaz.”
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik tarafından yapılan açıklamanın da son derece önemli olduğunu belirten Açıkkapı, “Kadınlara yönelik her türlü aşağılayıcı söylemin karşısında olmak, sadece siyasi bir tutum değil aynı zamanda insani ve vicdani bir sorumluluktur. Toplumumuzun hiçbir kesimi; inancı, etnik kökeni, kültürü, kimliği veya cinsiyeti nedeniyle aşağılanamaz, ötekileştirilemez ve ayrımcı söylemlere maruz bırakılamaz” dedi.
“KÜRT KADINLARI DA TÜRK KADINLARI DA BU MİLLETİN EŞİT VE ONURLU EVLATLARIDIR”
Açıkkapı açıklamasında, etnik köken üzerinden yapılan ayrıştırıcı söylemlerin Türkiye’nin ortak geleceğine zarar verdiğini belirterek şu değerlendirmelerde bulundu:
“Kürt kadınları da Türk kadınları da bu aziz milletin eşit onura sahip evlatlarıdır. Aynı şekilde ülkemizin hangi köken, kültür veya aidiyete mensup olursa olsun her bir vatandaşı devletimizin ve milletimizin nazarında aynı değere sahiptir. Hiç kimsenin herhangi bir etnik kimliği aşağılayıcı ifadelerle anmaya, kadınlarımızı incitecek sözler sarf etmeye hakkı yoktur. Toplumumuzu birleştiren, kardeşlik hukukunu güçlendiren, ortak geleceğimizi büyüten binlerce güzel cümle dururken bu tür ifadelerin ağızdan çıkması hepimizi üzmektedir.”
Rahmi Koç’un kamuoyundan özür dilemesini olumlu ve değerli bulduğunu da ifade eden Açıkkapı, “Yanlış bir sözün düzeltilmesi ve kamuoyundan özür dilenmesi önemlidir. Ancak bundan daha önemlisi benzer yanlışların tekrar edilmemesidir. Toplum önünde konuşan, örnek alınan ve geniş kitlelere hitap eden herkes kullandığı kelimelerin oluşturacağı etkiyi önceden düşünmeli ve gerekli hassasiyeti göstermelidir” dedi.
Açıkkapı açıklamasının sonunda, Türkiye’nin birlik ve beraberliğinin her türlü tartışmanın üzerinde olduğunu vurgulayarak şu ifadeleri kullandı: “86 milyonun kardeşliğini korumak hepimizin ortak sorumluluğudur. Bu ülkede yaşayan her vatandaşımız eşit onura, eşit saygınlığa ve eşit değere sahiptir. İnanç, etnik köken, kültür veya cinsiyet üzerinden ayrımcılığı çağrıştıran hiçbir söylem toplumsal barışımıza katkı sunmaz. Türkiye’nin bugün ihtiyacı olan şey; ayrıştırıcı dil değil, birleştirici dil; ötekileştirme değil, kardeşlik; kırıcı sözler değil, saygı ve sağduyudur. Herkesin ağzından çıkacak kelimeleri tartarak konuşması, toplumsal sorumluluğun ve ortak geleceğimize duyulan saygının bir gereğidir.”