Bir şehrin kalkınmasının yalnızca sanayisiyle olmayacağını, tarımı güçlü olmayan, üreticisi kazanmayan, ürününe sahip çıkamayan şehirlerin sürdürülebilir bir büyüme yakalamasının mümkün olmadığını dile getiren Başkan Alan; açıklamasında şu görüşlere yer verdi:
“Bir şehrin kalkınması yalnızca sanayisiyle olmaz. Tarımı güçlü olmayan, üreticisi kazanmayan, ürününe sahip çıkamayan şehirlerin sürdürülebilir bir büyüme yakalaması mümkün değildir.
Tarımı Elazığ'ın geleceğinin en güçlü kalkınma alanlarından biri olarak görüyoruz. Bu doğrultuda ilimizde Sera Organize Sanayi Bölgesi kurulmasına yönelik tüm hazırlık çalışmalarını tamamladık. Bu projeyi hayal olmaktan çıkarıp gerçeğe dönüştürmek için yalnızca masa başında çalışmadık; Mersin Ticaret ve Sanayi Odası Meclisini ilimize davet ederek Seracılık konusundaki tecrübelerini dinledik, yerinde uygulanabilir bir model oluşturmak için kapsamlı istişarelerde bulunduk. Süreçlerin tamamlanmasının ardından bu önemli yatırımı hayata geçirerek Elazığ'ı modern ve katma değerli tarımın öncü şehirlerinden biri haline getirmeyi hedefliyoruz.”
“ÇOK ÖNEMLİ BİR ÜRETİM POTANSİYELİNE SAHİBİZ”
Elazığ’ın Türkiye’nin en önemli tarım şehirlerinden biri olduğunu ifade eden Başkan Alan, “Başta Baskil kayısısı olmak üzere üzümüyle, çileğiyle, ceviziyle, bademiyle, dutuyla, leblebisiyle, orciğiyle ve birçok yöresel ürünüyle çok büyük bir üretim potansiyeline sahibiz.
Ancak yıllardır hep aynı tabloyla karşı karşıya kaldık. Üretiyoruz, emek veriyoruz, kaliteli ürün yetiştiriyoruz; ama ürünlerimizin gerçek katma değerini çoğu zaman başka şehirler kazanıyor. Üreticimiz alın teri döküyor, ürünü ham madde olarak satılıyor; başka yerlerde işleniyor, paketleniyor, markalaştırılıyor ve kat kat yüksek bedelle yeniden piyasaya sunuluyor.” Dedi.
“KENDİMİZE ÜÇ SORU SORDUK, SONUCUNDA ETAK DOĞDU”
Kendi ürünlerimizin pazarlarda öne çıkması adına kendilerine; “ Neden Elazığ kendi markasını oluşturmasın? Neden ürünümüzü başkaları markalaştırsın? Neden katma değer başka şehirlerde kalsın?” sorularını sorduklarını ve bunun soncunda Bizi ETAK’ın doğduğunu ifade eden Başkan Alan, “Odamızın öncülüğünde kurduğumuz Elazığ Tarımsal Kalkınma Üretim ve Pazarlama Kooperatifi (ETAK) ile üreticimizin ürününü yalnızca satın alan değil; işleyen, paketleyen, pazarlayan, geliştiren ve ihracatını yapan bir yapı kurguladık. ETAK’ta nihai hedefimiz TORKU modelidir. Üreticisinden aldığı ürünü işleyen, markalaştıran, kendi zinciriyle satan ve kazancını yine üreticisine döndüren bir yapıyı kurmaya başladık. Bunun için ürün çeşitliliğimizi artıracak, yeni satış noktaları oluşturacak, ulusal market zincirlerinde, dijital satış kanallarında, Avrupa ve Orta Doğu pazarlarında yerimizi alacak ve daha çok üreticimizi bu yapının içine dâhil edeceğiz. Biz ETAK için de "yapacağız" demedik. Kurduk. Ürettik. Tesisi hayata geçirdik. Markamızı raflara çıkardık. Şimdi sıra büyütmekte.” Dedi.
ETAK EKİBİ ZORU BAŞARDI
Kendi ilimizde üretilen ürünlerimizin coğrafi işaret alınması noktasında önemli çalışmalar gerçekleştirdikleri, Baskil Kayısısı başta olmak üzere 35 ürün için coğrafi işaret başvurusunda bulunduklarını dile getiren Başkan Alan; “Ürünlerimize coğrafi işaret almakla yetinmeyip bu değerlerin üretim, işleme, paketleme ve kendi markasıyla pazarlanması konusunda somut adım atarak ETAK’ın kurulması, bu konuda atılmış ciddi bir adımdır. ETAK Yönetim Kurulu Başkanımız Sayın Kıvanç Beyarslan ve ekibi bu konuda ciddi ve yoğun bir emek harcadılar. Önce inandılar, hedefe odaklanıp gayret gösterdiler ve sonunda başardılar. Ben bu başarılarından dolayı tüm ETAK ailesine teşekkür ediyorum.
“HUSUMETİ DEĞİL TİCARİ REKABETİ ESAS ALIYORUZ”
Şehirlerin kendi değerleriyle rekabet edip kalkınmasını önemsediklerini ve takdir ettiklerini dile getiren Başkan Alan, "Amacımız, her bir şehrimizin ürettiği ürünlerin kendi adıyla ve tatlı bir rekabet içinde yarışmasını sağlamaktır. Zira Malatya Kayısısı da Baskil Kayısımız da ülkemizin bir değeridir ve zenginliğidir. Baskil coğrafyasında üretilen kayısılarımız “Baskil Kayısısı”dır ve bu gerçek artık kabul edilmeli, bu konuda atılan adımlar ve gayretler bir hakkın teslim edilmesi ve kendi bölgemizde üretilen bir ürünün kendi adıyla markalaşmasına yönelik çalışmalardır. Bu gayretleri kardeş iki şehri karşı karşıya getirmenin bir aracı olarak kullanmak ve bunu polemik ve husumet aracı haline getirmek oldukça yanlış bir adımdır. Bizler her şehrin ürettiği ve markalaştırdığı üründen gurur duyar ve mutlu oluruz. Ancak şehrimizin kendi ürünlerinin kendi adıyla markalaştırılması yönünde adım ve çalışmaların da bu çerçevede değerlendirilip kabul ve takdir edilmesini bekleriz” dedi.