Karaman, kaleme aldığı makalesinde yaşanan gelişmelerin toplumun ahlaki, sosyal ve inanç değerleriyle örtüşmediğini vurguladı.
“Bu Görüntüler Türkiye’ye Yakışmıyor”
Prof. Dr. Karaman, son yıllarda dünya genelinde olduğu gibi Türkiye’de de uyuşturucu, yasa dışı bahis ve bağımlı maddelerle mücadelenin önemli bir sorun haline geldiğini ifade etti. 2025 yılının son ayları ile 2026’ya girilen süreçte yapılan operasyonlar, gözaltılar ve kamuoyuna yansıyan görüntülerin toplum vicdanını derinden yaraladığını belirtti.
İçişleri Bakanlığı tarafından açıklanan verilere göre, son iki yılda bu suçlardan 101 bin kişinin tutuklandığını hatırlatan Karaman, özellikle “ünlü” olarak tanıtılan bazı isimlerin uyuşturucu ve bahis iddialarıyla gündeme gelmesinin gençler açısından son derece olumsuz bir örnek oluşturduğuna dikkat çekti.
“Cahiliye Alışkanlıkları Dijital Çağda Yeniden Sahneye Çıkıyor”
Karaman, kamuoyuna yansıyan bu görüntülerin İslam öncesi cahiliye döneminde yaygın olan içki, kumar ve aile mahremiyetini zedeleyen davranışlarla benzerlik taşıdığını belirtti. Bu tür alışkanlıkların günümüzde dijital imkânlar ve magazinsel bir anlayışla, lüks mekânlarda sergilenmesinin ders ve ibret alınması gereken hazin bir tablo olduğunu ifade etti.
Sorumluluk Duygusu Zedeleniyor
Ahlâk bilginlerine göre insanın vicdani, sosyal ve dinî olmak üzere üç temel sorumluluğu bulunduğunu hatırlatan Prof. Dr. Karaman, bu sorumluluk bilincinin zayıfladığı toplumlarda ahlaki ve sosyal çöküşün kaçınılmaz olduğunu vurguladı.
Özellikle toplumda örnek olması gereken bazı meslek mensuplarının ekranlar ve sosyal medya üzerinden sergiledikleri tutumların, sorumluluk duygusunu adeta bir afet ve felaket boyutuna taşıdığını dile getirdi.
“Lüks ve İsraf Paylaşımları Kamu Vicdanını Yaralıyor”
Toplumda ekonomik ve sosyal farklılıkların doğal olduğunu belirten Karaman, asıl önemli olanın bu farklılıklar karşısında karşılıklı saygı, sevgi ve anlayışın korunması olduğunu söyledi. Eğitim, işsizlik ve geçim sıkıntısının yoğun şekilde hissedildiği bir ortamda; lüks, israf, içki, kumar, uyuşturucu ve ahlaki sınırları zorlayan eğlence paylaşımlarının kamu vicdanını yaraladığını ifade etti.
Bu tür görüntülerin aynı zamanda görev, makam, güven ve sorumluluk bilincini de sarstığını belirtti.
İnanç Boyutu: “Kur’an Açık Bir Uyarıda Bulunuyor”
Makalesinde Kur’an-ı Kerim’de içki ve kumarın “şeytan işi pislikler” olarak nitelendirildiğini hatırlatan Karaman, bu alışkanlıkların toplumda kin, düşmanlık ve manevi çöküşe yol açtığını vurguladı.
Modern çağda eğitim ve tedavi yöntemlerinin önemli olduğunu ancak kalıcı çözümün iman, ibadet ve ahlak temelli bir anlayışla mümkün olabileceğini ifade eden Karaman, Amerika’da 1929 yılında uygulanan içki yasağının inanç temeli olmadığı için başarısız olmasını buna örnek gösterdi.
“Bu Felaket Kanıksanmamalı”
Prof. Dr. Karaman, eğlence ve magazin anlayışıyla bağımlılıkların normalleştirilmesinin ciddi bir tehlike olduğunu belirterek, bu durumun bağımlı maddelerin çocuklara ve gençlere ulaşmasını kolaylaştırdığını söyledi.
“Bir insanın hayatına kıymanın bütün insanlığı yok etmekle eşdeğer sayıldığı bir inancın mensupları olarak, bu felaketi küçümsemeye kimsenin hakkı yoktur” ifadeleriyle değerlendirmelerini tamamladı.