Down sendromunun 21. kromozomun fazladan bir kopyasının bulunması sonucu ortaya çıkan genetik bir farklılık olduğunu vurgulayan Karataş, Down sendromlu bireylerin sağlıklı gelişimi için erken tanı ve müdahale programlarının güçlendirilmesi gerektiğini söyledi. Karataş, “Down sendromu tanı programının rutin gebelik tarama programında ücretsiz olarak yapılmaması kabul edilebilir değildir. Özellikle son dönemde anne karnındaki bebeğin Down sendromlu olup olmadığının anlaşılması için yapılan NİP testlerinin ücretsiz yapılması büyük önem taşımaktadır” dedi.
Down sendromunun bir hastalık değil, bireyin yaşam boyu taşıdığı bir durum olduğunu belirten Karataş, uygun sağlık hizmetleri, eğitim olanakları ve sosyal destekle Down sendromlu bireylerin toplumun aktif ve üretken bireyleri olarak yaşamlarını sürdürebileceğini ifade etti. Tıp alanındaki gelişmeler sayesinde Down sendromlu bireylerin yaşam süresi ve yaşam kalitesinin önemli ölçüde arttığını kaydeden Karataş, buna rağmen sağlık, istihdam ve sosyal yaşama katılım konularında çeşitli güçlüklerin devam ettiğini dile getirdi.
Bu durumun en önemli nedenlerinden birinin toplumsal önyargılar olduğunu vurgulayan Karataş, Down sendromlu bireylerin eğitim ve destek aldıklarında toplumun her alanında yer alabildiklerini belirtti. Devlet kurumları, sağlık sistemi ve topluma önemli sorumluluklar düştüğünü ifade eden Karataş, çocukluk döneminden itibaren nitelikli sağlık hizmetlerinin sağlanması, kapsayıcı özel eğitim olanaklarının yaygınlaştırılması ve istihdamı destekleyen politikaların geliştirilmesi gerektiğini söyledi.
Kamu Sağlık-Sen olarak 21 Mart Dünya Down Sendromu Günü vesilesiyle toplumun tüm kesimlerini Down sendromlu bireylerin haklarına saygı göstermeye, ayrımcılığa karşı duyarlı olmaya ve kapsayıcı bir toplum oluşturmak için birlikte sorumluluk almaya davet ettiklerini belirtti.