Kara, açıklamasında İznik’in tarihsel ve kültürel değerine vurgu yaparak, Ayasofya’nın yeniden cami statüsüne kavuşmasına gösterilen sahiplenmenin benzer şekilde bu süreçte de gösterilmesi gerektiğini ifade etti.
“TARTIŞMA YENİ DEĞİL, ESKİ BİR HİKÂYENİN GÜNCELLENMİŞ HALİ”
Türkiye’nin uzun yıllardır benzer tartışmalarla karşı karşıya kaldığını söyleyen Kara, bugün yaşanan sürecin yöntemleri değişse de geçmişteki bazı politik ve sembolik tartışmaların devamı niteliğinde olduğunu dile getirdi.
Fener Rum Patriği'nin, İznik Konsili’nin 1700. yılı vesilesiyle Papa’yı davet etmesini değerlendiren Kara, bu davetin kamuoyunda yalnızca bir anma etkinliği olarak görülmesinin eksik bir bakış olacağını ifade etti. Fener Rum Patriği’nin tutumunun devlet teamülleri açısından tartışmalara yol açtığını belirten Kara, son dönemlerdeki bazı temasların Türkiye’de diplomatik ve hukuki açıdan farklı yorumlara neden olduğunu kaydetti.
“İZNİK ÜZERİNDEN SİYASİ BİR ALAN OLUŞTURMA ÇABASI”
Kara, İznik’in Hristiyanlık tarihinde önemli bir yere sahip olduğunu hatırlatarak, bu tarihsel çerçevenin bugün yalnızca dini bir program kapsamında değil, aynı zamanda sembolik bir anlam çerçevesinde de kullanıldığı yorumlarının yapıldığını aktardı. Bu kapsamda bazı çevrelerde, İznik’in bir kez daha “Nicea” adıyla uluslararası gündeme taşınmasının, farklı politik anlamlar içerdiği yönünde değerlendirmeler bulunduğunu ifade etti.
Kara, tartışmaların yalnızca dini bir tören boyutunda değil; egemenlik, devlet saygınlığı ve toplumsal hafıza başlıklarıyla da ele alınması gerektiğini dile getirdi.
“TÜRKİYE BENZER SÜREÇLERDE DİKKATLİ DAVRANMIŞTIR”
Açıklamasında Türkiye’nin daha önce benzer hassasiyetler konusunda net tutumlar sergilediğini hatırlatan Kara, İznik’in Türkiye’nin kültürel ve tarihsel kimliği açısından önemli bir sembol olduğunu belirtti. Kara, devlet teamüllerine aykırı görülebilecek girişimlerin toplumsal ve siyasi tartışmalara neden olabileceğini ifade ederek, bu nedenle sürecin dikkatle takip edilmesinin önemine işaret etti.
Kara, açıklamasının sonunda Türkiye’nin egemenlik haklarını ilgilendiren süreçlerde geçmişte olduğu gibi bugün de gerekli hassasiyeti göstereceğine inandığını belirtti.