​​​​​​​İletişim Başkanlığı’nda Afet İletişim Sempozyumu Gerçekleştirildi

Asrın Felaketinin birinci yılı nedeniyle 5 ve 6 Şubat tarihlerinde Ankara’da İletişim Başkanlığı tarafından “Afet İletişim Sempozyumu” gerçekleştirildi. Anadolu Yayıncılar Federasyonu Başkan Vekili ve Kanal Fırat ve Kanal E Genel Yayın Yönetmeni Zeki Akbıyık da sempozyuma konuşmacı olarak katıldı. Akbıyık yaptığı konuşmada, “Bizler de asrın felaketi olarak ifade edilen depremleri bizzat yaşayan medya mensuplarıyız. Bizler afet anında öncelikle mesleğimizin gereği olarak toplumu doğru bilgilendirmenin gayretinde olduk. O anda ailenizi, çocuklarınızı ve yakınlarınızı ikinci planda düşünüyorsunuz” dedi.

​​​​​​​İletişim Başkanlığı’nda Afet İletişim Sempozyumu Gerçekleştirildi

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tarafından Ankara'da 5 ve 6 Şubat tarihlerinde “Afet İletişim Sempozyumu” gerçekleştirildi.

Asrın Felaketinin birinci yılı kapsamında İletişim Başkanlığında düzenlenen ve 2 gün süren sempozyuma afet, kriz yönetimi ve iletişim alanında çok sayıda uzman, akademisyen, yazar ve gazeteciler katıldı.

Kanal Fırat ve Kanal E Genel Yayın Yönetmeni ve Anadolu Yayıncılar Derneği Başkan Vekili Zeki Akbıyık da sempozyuma konuşmacı olarak katıldı.

AKBIYIK: KANAL FIRAT TELEVİZYONU OLARAK GÜNLERCE UYUMADAN ARALIKSIZ CANLI YAYINLAR YAPTIK

Genel Yayın Yönetmeni Akbıyık, Kahramanmaraş depreminin yıldönümünde afet iletişiminde ulusal ve yerel medyanın fonksiyonları hakkında konuşma yaptı.

Akbıyık yaptığı konuşmada, “Bugün iki büyük depremi yaşamış bir medya mensubu olarak aranızdayım. Bunlardan birincisi 24 Ocak 2020 Elazığ depremi, diğeri ise 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş depremi. Her iki depremden de şehrimiz Elazığ derinden etkilenmiştir. Yani, bizler de asrın felaketi olarak ifade edilen depremleri bizzat yaşayan medya mensuplarıyız. Bir yönüyle de afetzedeyiz. Afetzedeyiz çünkü Maraş depreminde 28 tane gazeteci arkadaşımız vefat etti. Bunlardan 11 meslektaşımız Adıyaman’daydı. Ama dikkat ettiyseniz kendimizi ifade ederken öncelikle medya mensubu olduğumuzu dile getirdim. Bizler afet anında öncelikle mesleğimizin gereği olarak toplumu doğru bilgilendirmenin gayretinde olduk.  O anda ailenizi, çocuklarınızı ve yakınlarınızı ikinci planda düşünüyorsunuz.  Kamuoyu sizden depremin ortaya çıkardığı duruma ilişkin bilgilenme beklerken, siz sorumluluk duygusu ile bütün enerjinizi bu yönde vermek durumundasınız. Her iki depremde Kanal Fırat televizyonu olarak günlerce uyumadan aralıksız canlı yayınlar yaparak toplumun doğru bilgilendirilmesine gayret ettik. Deprem gibi afet durumlarında en önemli şey aslında iletişimdir. İletişim afet sürecinin, deprem sürecinin en önemli olgusudur. Afet yönetimi bir yönüyle de iletişim yönetimidir. Afet bölgesinde yaşayanların kargaşa yaşamaması için yaşanan gelişmeler ve mevcut durum hakkında bilgilendirme önemli olduğu kadar alınan tedbirler, gerçekleştirilen uygulamalar da bireylerin korkusunu ortadan kaldırabilmektedir” dedi.

AKBIYIK: YEREL MEDYA AFETLERDE SÜREÇ YÖNETİMİNİ KOLAYLAŞTIRMAKTADIR

Afet anlarında vatandaşların doğru bilgilendirilmesinin önemine dikkat çeken Akbıyık, “Hem toplumun doğru bilgilendirilmesi, hem afete müdahale çalışmalarına destek olunması hem de süreç yönetimi bakımından iletişim bu sürecin en önemli unsurunu oluşturmaktadır. Çünkü, bu tür afet durumlarında dezenformasyonlar havada uçuşmakta, rivayetler tüm toplumda hâkim olmakta, yanlış bilgiler gerçeğin önüne geçmekte ve bütün bunlar da karışıklık ve karmaşa çıkmasına neden olabilmektedir. Özellikle de sosyal medyadan yayılın yanlış, hatalı ve çoğu zaman da kasıtlı bilgiler stres yüklü olan toplumsal yapıyı daha da gerginleştirmektedir. Bütün bunları şunun için anlattım. Yerel medya özellikle de yerel televizyonlar afet durumlarında çok önemli işlevler görerek doğru bilginin aktarılmasını sağlayarak hem birçok olumsuzluğun önüne geçmekte hem afete müdahaleyi ve süreç yönetimini kolaylaştırmaktadır. Yerel televizyon olarak afet yönetimine ilişkin üç aşamada önemli bir rol üstlendiğimizi düşünüyorum. Bunlardan birincisi afet öncesi dönem ya da afetlere hazırlık dönemi. Bu dönem içerisinde bizler Elazığ ili özelinde ifade etmek istersem, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile AFAD tarafından hazırlanan Kamu spotlarını düzenli olarak yayınlamaya önem verdik. Buradaki amacımızı hem toplumun depreme dayanıklı yapılara ilişkin dikkatini çekmekti hem depremde anında nasıl davranılması gerektiği konusunda bilgilendirilmesini sağlamaktı. Elazığ deprem kuşağında olan bir ilimiz ve 2010 yılında Karakoçan merkezli 6.0 büyüklüğünde, 2007 yılında Sivrice’de 5,9 büyüklüğünde iki deprem meydana gelmişti. Bilim adamları ise Elazığ’ın yapı stoku konusunda sürekli değerlendirmelerde bulunuyorlardı.  Bizler de gerek haberlerimiz de gerekse yaptığımız programlarda Elazığ’ın depreme hazırlanması gerektiğine ilişkin yayınlar yapmıştık. Yani afet öncesinde ki süreçte görevimizi yerine getirmeye gayret etmiştik” ifadelerini kullandı.

AKBIYIK: YAPTIĞIMIZ BİLGİLENDİRMELERİN ARDINDAN ADETA ELAZIĞ MALATYA’YA AKIN ETTİ

Akbıyık, “Yerel televizyonlar olarak en zor görevimizi ise deprem anında yaptığımız yayınlar oluşturuyor. Deprem anında ekibi hızlı bir şekilde haber merkezine getirtmeniz, yayınlara başlamanız gerek depremin şoku gerekse trafik akışından dolayı oldukça zor oluyor. Bu zorlukla beraber ise en hızlı bir şekilde yayına geçmek durumundasınız.  Kamusal bir göreviniz var sizin vereceğiniz doğru bilgiye en fazla ihtiyaç duyulan anda saniye bile kaybetmeden yayına başlamanız gerekmektedir. 2020 Elazığ depremi saat 20.55’te olduğu için hemen anında depreme yönelik yayına geçtik.  Maraş depremi gece olduğu için yayına geçmemiz 10 dakikayı buldu. Yayınlara başladığımız andan itibaren öncelikle il yöneticileri ile irtibata geçtik onların elindeki bilgiler doğrultusunda kamuoyunu bilgilendirdik. Bununla birlikte ana arterlerde trafik akışı durma noktasına geldiği için vatandaşları bu konuda uyarmaya gayret ettik. Çünkü, nerede ne yıkım olduğunu henüz bilmiyorduk ve kurtarma ekiplerinin hızlı bir şekilde yıkım bölgelerine ulaşabilmesi için bizlerin de yardımcı olması gerekiyordu. Bunlarla birlikte ekiplerimizi de gelen bilgiler doğrultusunda yıkım olan bölgelere yönlendirdik. Bunda da amacımız yıkım olan bölgede hızlı bir şekilde haber aktararak ekiplerin çalışmasına katkı sağlamaktı. Bu süreç içerisinde toplumda ve sosyal medyada dolaşan yanlış ve yanıltıcı bilgilerin de doğrunu topluma aktararak bir karışıklık çıkmasına ve bir kaos ortamının oluşmasına engel olmaya çalıştık. Yardımların ihtiyaç duyulan bölgelere hızlı bir şekilde ulaştırılmasına aracılık ettik. Konteynerkent kurulumları ile ilgili vatandaşlarımızı bilgilendirdik. Depremden birkaç sonra başlayan hasar tespitleriyle ilgili hem vatandaşları bilgilendirdik hem de vatandaşların taleplerini yöneticilere aktardık.  Elazığ depreminde sadece birkaç saat sonra 3 Bakanımız şehrimize geldiler. Bu aslında deprem bölgesinde devletin daha önce hiç görülmediği kadar hızlı bir şekilde müdahalesi ve süreci bizzat yönetmesiydi. Bakanlarımızın ilimize gelmesi toplumda bir güven oluşturduğundan sonraki süreç adeta güven içerisinde yürütüldü diyebiliriz. 6 Şubat Maraş depreminde Malatya, Elazığ’dan çok daha ağır hasar almıştı. Malatyalı arkadaşlarımızdan aldığımız bilgiler doğrultusunda ihtiyaç duyulan gıda ve diğer malzemelere ilişkin yaptığımız bilgilendirmelerin ardından adeta bir Elazığ Malatya’ya akın etti. Ekmek arabaları, su arabaları, battaniye arabaları, dürüm yemekler gibi neredeyse ihtiyaç duyulan her şey bir gün içerisinde Malatya’ya ulaştı. Yerel medya bu yönüyle de sosyal yardımlaşmayı ve dayanışmayı sağlayan ve öncülük eden bir role sahip olduğunu bir kez daha görmüş olduk. Burada şunu ifade etmek isterim yaşadıklarımız burada anlattığım kadar kolay yaşanmıyor. Yayıncılık ise deprem anı dışında yapılan yayınlarla kıyaslanamayacak kadar zor yapılıyor. Elazığ’daki yerel televizyonlar olarak neredeyse 4 ay gibi uzun bir süre aralıksız yayınlar yaptık.  Sonraki süreçte ise deprem sonrasında yapılanlara ilişkin yayınlarımız 3 yıldan daha uzun sürdü. Yerel televizyonlar olarak afet yönetimine ilişkin üçüncü görevimiz ise deprem sonrasında yapılan çalışmalar ile ilgili toplumu bilgilendirmektir. Bizler az önce de ifade ettiğim gibi 3 yıldan daha uzun bir süre bu yayınlarımıza devam ettik. Gerek toplu konut yapımına ilişkin bilgilendirmeler, gerek hak sahipliğine ilişkin bilgilendirmeler gerekse vatandaşların beklentilerine ilişkin yayınlar yaparak depremin izlerinin hızlı bir şekilde silinmesine elimizden geldiğince katkı verdik. Elazığlı olarak burada bir hakkı teslim etmem gerekir. Elazığ depremi sırasında Çevre ve Şehircilik Bakanı olan Sn. Murat Kurum ve İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, üç aydan daha fazla bir süre Elazığ’da kalarak tüm süreci oldukça başarılı bir şekilde yönetti. Elazığ’ın neredeyse her sokağını gezdi, çalışmaları yerinde inceledi, vatandaşların her sorununu dinledi. Bu nedenle de Şehrimizde Sn. Murat Kurum bir efsane kahraman gibidir.  Yine özellikle belirmem gerekir Elazığ’da çok kısa bir sürede 25 binin üzerinde konut yapılarak hak sahiplerine teslim edildi. Elazığ depremi sonrasında Cumhurbaşkanımız, biri depremden bir gün sonra olmak üzere art arda 3 defa şehre gelerek çalışmaları ve yapılanları bizzat müşahede etti. Bu nedenle de Elazığlılar olarak kendilerine müteşekkiriz.  Sonuç olarak ifade etmek isterim ki; yerel medya afet durumların hem sağlıklı iletişim ağının kurulmasında, hem doğru bilginin topluma hızla ulaştırılarak dezenformasyonun önüne geçilmesinde hem de sürecin etkin bir şekilde yürütülmesinde önemli bir role sahiptir. Benzer bir yayıncılık sürecini doğal olarak ulusal medya için söyleyemeyiz. Arama kurtarma çalışmalarının tamamlanmasının ardından ulusal medya da şehirlerden çekilmekte, sonraki süreçte yaşananlar ve yapılanlar hakkında topluma bilgi aktaramamaktadır. Yerel medya tüm sürecin adeta bir parçası ve bir paydaşı olarak yayıncılık yapmaktadır. Bu yönüyle de yerel medyanın desteklenmesi ve varlığını devam ettirmesinin çok önemli olduğunu ifade etmek isterim. Yerel medya zor şartlarda hizmet etmeye sağlayan yayın kuruluşları olmasına rağmen ülkemizin en zor dönemlerinde en önemli görevi görmektedir. Depremin hemen ardından radyo yayınlarımızın akışını değişerek televizyonlarımızda yaptığımız deprem yayınlarını verdik. Dışarıda veya arabalarda olan vatandaşlarımızın bilgilenmesi için yayınlarımızı yaptık. Allah ülkemize ve milletimize bir daha böylesi afetler yaşatmasın. Böylesi anlamlı bir etkinliği düzenleyen İletişim Daire Başkanı Prof. Dr. Fahrettin Altun'a, İletişim Başkanlığını çalışanlarına ve emeği geçen herkese çok teşekkür ediyorum” dedi.

Güncelleme Tarihi: 07 Şubat 2024, 11:40

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Üye değilseniz hemen üye olun veya giriş yapın.

SIRADAKİ HABER

banner137