AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hasan Basri Yalçın, televizyonlarımızın da içerisinde yer aldığı 21 kanalda canlı yayınlanan “Anadolu Soruyor” programında gündeme ilişkin önemli açıklamalarda bulundu.
Programın moderatörlüğünü Millet Haber Ajansı Genel Yayın Yönetmeni Sinan Burhan yaparken, Kanal Fırat – Kanal E Televizyonları Genel Yayın Yönetmeni Zeki Akbıyık ve Millet Haber Ajansı Ankara Temsilcisi Çetin Altan da yer aldı.
Canlı yayında, gündemin kritik başlıkları ele alınırken, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve İnsan Hakları Başkanı Prof. Dr. Hasan Basri Yalçın, gazetecilerin sorularını yanıtlayarak parti çalışmaları, teşkilat faaliyetleri ve güncel siyasi gelişmeler hakkında değerlendirmelerde bulundu.

Programda, meclis’te yaşanan gerginlikler, Adalet ve İçişleri Bakanlıklarındaki değişim, erken seçim iddiaları, CHP yönetimine yönelik eleştiriler, terörle mücadele süreci, insan hakları tartışmaları, aile politikaları ve ekonomi başlıkları ele alındı.
TBMM’de yeni atanan bakanların yemin töreni sırasında yaşanan tartışmalarla ilgili konuşan Yalçın, CHP’nin son dönemde Meclis’te gerilimi artırıcı bir tutum sergilediğini savundu.
“Bakanın yeminini engellemeye çalışmak hukuki değil”
TBMM’de yeni atanan bakanların yemin töreni sırasında yaşanan tartışmalarla ilgili konuşan Yalçın, CHP’nin son dönemde Meclis’te gerilimi artırıcı bir tutum sergilediğini savundu. Cumhurbaşkanı tarafından yapılan atamaların ardından bakanların Meclis’te yemin ederek göreve başlamasının anayasal bir prosedür olduğunu hatırlatan Yalçın, muhalefetin eleştiri hakkının bulunduğunu ancak fiili engelleme girişimlerinin kabul edilemeyeceğini söyledi.
“Eleştiri yapılabilir, konuşulabilir, Meclis zemini bunun için vardır. Ancak bir bakanın yemin etmesini engellemeye çalışmak, kürsü etrafını sarmak gibi girişimler Meclis’in itibarına zarar verir” diyen Yalçın, AK Parti’nin Meclis’te çoğunluk partisi olduğunu ve böyle bir girişime müsaade etmeyeceklerini ifade etti.
Meclis’te yaşanan fiziksel gerginliklere ilişkin de değerlendirmede bulunan Yalçın, olayların provokatif eylemler sonucu çıktığını öne sürdü.
“Mahmut Tanal Çiçek Vermeye mi Gelmişti?”
Yalçın, Meclis’te yaşanan tartışmalar üzerinden muhalefeti sert sözlerle eleştirerek, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin “Gazi Meclis” olduğunu ve bu kurumun prestijinin korunması gerektiğini vurguladı. Bakanların anayasal bir süreç çerçevesinde yemin ederek göreve başladığını hatırlatan Yalçın, bir bakanın yemin törenini engellemeye çalışmanın kabul edilemez olduğunu belirtti ve Meclis’in “şov alanına” çevrilmek istendiğini savundu.
Bazı CHP’li isimlerin ön tarafta eylem yaparken arka planda bakanlarla tokalaştığı yönündeki iddialara ilişkin doğrudan bilgisi olmadığını söyleyen Yalçın, bunun gerçekleşmiş olmasına da şaşırmayacağını ifade etti. Meclis’te sık sık provokasyonla gündeme gelen birkaç ismin bulunduğunu öne süren Yalçın, yaşanan fiziksel arbede ve Mahmut Tanal’ın burnunun kırıldığı iddiaları hakkında ise “Kavga çıkarmaya gelirseniz bunun sonuçları olur” diyerek muhalefeti sorumlu tuttu; kimsenin Meclis’e “çiçek vermeye” gelmediğini, tansiyonu yükselten tarafın da sonuçlarına katlanması gerektiğini dile getirdi.
Adalet ve İçişleri Bakanlıklarında yapılan görev değişikliklerinin “erken seçim hazırlığı” olarak yorumlanmasına da değinen Yalçın, bu değerlendirmelerin spekülatif olduğunu ve somut bir dayanağının bulunmadığını söyledi.
“Adalet Bakanlığı siyasi bir makamdır”
Yeni Adalet Bakanı’nın geçmişte savcılık yapmış olması üzerinden yapılan “yargı siyasallaşacak” eleştirilerine de yanıt veren Yalçın, Adalet Bakanlığı’nın zaten siyasi bir makam olduğuna dikkat çekti.
Yeni Adalet Bakanı’nın geçmişte başsavcı olarak görev yapmış olmasının “yargı daha da siyasallaşacak” şeklinde yorumlanmasına da karşı çıkan Yalçın, önceki bakanın doğrudan siyasetten geldiğini hatırlatarak, eğer bir siyasallaşma eleştirisi yapılacaksa bunun o dönemde dile getirilmesi gerektiğini söyledi. Mevcut bakanın adalet bürokrasisinden geldiğini vurgulayan Yalçın, CHP’nin işine gelmeyen her atamayı ya da yargı sürecini “siyasallaşma” etiketiyle yaftaladığını, savcıdan hakime, öğretmenden muhtara kadar farklı görevlerdeki isimlerin dahi benzer ithamlarla karşı karşıya bırakıldığını savundu ve bu yaklaşımın kamu kurumlarına duyulan güveni zedelediğini ifade etti.
“Soruşturmaları peşinen siyasallaştırmak doğru değil”
İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne (İBB) ilişkin yürütülen soruşturmalara da değinen Yalçın, açılan dosyaların siyasi saiklerle değil, hukuki süreçler çerçevesinde ilerlediğini savundu. Türkiye’de herhangi bir kamu kurumuna ya da belediyeye yönelik soruşturma başlatıldığında bunun doğrudan “siyasi operasyon” olarak etiketlenmesinin doğru olmadığını belirten Yalçın, yargı mercilerinin ihbar, denetim raporu ya da somut bulgular doğrultusunda harekete geçtiğini ifade etti. “Bir soruşturma başladığında hemen ‘siyasallaştı’ demek, yargının işleyişini peşinen tartışmalı hale getirmek anlamına gelir” diyen Yalçın, hukuki süreçlerin mahkemeler tarafından yürütüldüğünü ve nihai kararın da yine bağımsız yargı tarafından verileceğini söyledi.
Yalçın, özellikle büyükşehir belediyeleri söz konusu olduğunda dosyaların kamuoyunda daha fazla yankı uyandırmasının doğal olduğunu ancak bunun soruşturmanın niteliğini değiştirmediğini dile getirdi. İBB’ye ilişkin dosyaların da siyasi tartışmaların gölgesinde değerlendirilmemesi gerektiğini vurgulayan Yalçın, “Eğer ortada bir iddia varsa, bu iddia hukuk içinde araştırılır. Suç varsa cezası olur, yoksa beraat olur. Süreci siyasallaştırmak yerine yargının kararını beklemek gerekir” ifadelerini kullandı. Muhalefetin her adımı siyasi baskı olarak nitelendirmesinin kamu kurumlarına duyulan güveni zedelediğini öne süren Yalçın, hukuk devletinde esas olanın delil, usul ve mahkeme kararı olduğunu sözlerine ekledi.
Terörle mücadele başlığında konuşan Yalçın, Türkiye sınırları içinde terör tehdidinin büyük ölçüde ortadan kalktığını ifade etti.
Yalçın, 17 Şubat’ta AK Parti Genel Merkezi’nde geniş katılımlı bir “Aile Zirvesi” düzenleneceğini açıkladı.
Ekonomiye ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Yalçın, enflasyonla mücadelenin hükümetin en öncelikli başlığı olduğunu kaydetti. Emeklilerin taleplerinin farkında olduklarını ifade eden Yalçın, alım gücünü artıracak adımların atılacağını belirtti.

Erken seçim iddialarına yanıt
Adalet ve İçişleri Bakanlıklarında yapılan görev değişikliklerinin “erken seçim hazırlığı” olarak yorumlanmasına da değinen Yalçın, bu değerlendirmelerin spekülatif olduğunu ve somut bir dayanağının bulunmadığını söyledi. Hükümetlerde zaman zaman ihtiyaçlar doğrultusunda kabine revizyonlarının yapılmasının doğal olduğunu belirten Yalçın, bunun siyasi takvimle doğrudan ilişkilendirilmesinin doğru bir analiz olmadığını ifade etti.
“Bakan değişiklikleri ihtiyaçlara göre yapılır. Daha önce de farklı dönemlerde değişiklikler oldu. Her kabine düzenlemesini erken seçim işareti gibi okumak sağlıklı değil” diyen Yalçın, yürütmenin etkinliği ve kamu hizmetlerinin verimliliği açısından zaman zaman bu tür adımların atılabileceğini dile getirdi.
Yalçın ayrıca, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin seçim takvimi konusunda net açıklamalar yaptığını hatırlatarak, mevcut anayasal sürecin işlediğini ve seçimlerin zamanında yapılmasının esas olduğunu vurguladı. Muhalefetin erken seçim söylemini sürekli gündemde tutarak siyasi bir atmosfer oluşturmaya çalıştığını öne süren Yalçın, hükümetin gündeminin seçim değil, ekonomi, güvenlik ve reform başlıkları olduğunu belirtti. “Türkiye’nin şu an odaklandığı konu hizmet üretmek ve sorunları çözmektir. Seçim tartışmalarını sürekli canlı tutmak, gerçek gündemin önüne geçmemeli” ifadelerini kullandı.
Özgür Özel’e yönelik eleştiriler
Programda CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in son dönemdeki açıklamaları ve parti içi gelişmeler de gündeme geldi. Yalçın, Özel’in liderlik performansını eleştirerek, muhalefetin strateji üretmek yerine sert söylemlerle gündemde kalmaya çalıştığını savundu.
Yalçın, Özel’in liderlik performansını eleştirirken, muhalefetin daha çok sert söylemler üzerinden gündemde kalmaya çalıştığını ve somut strateji üretmek yerine kamuoyunun dikkatini provoke edici açıklamalarla çekmeye yöneldiğini savundu. Yalçın’a göre, bu tür açıklamalar, CHP’nin siyaset yapma biçimindeki ciddi bir zaafı gözler önüne seriyor ve partiyi ciddi bir yönetim krizinin içine sürüklüyor.
CHP’de kriz ve ergen tavır eleştirisi
CHP’de yaşanan belediye başkanlığı krizine ve sosyal medyaya yansıyan mesajlaşmalara da değinen Yalçın, parti yönetiminin süreci sağlıklı ve planlı bir şekilde yönetemediğini ileri sürdü. Özellikle sosyal medyada yapılan paylaşım ve tartışmaların, parti içinde koordinasyonsuzluğun ve ergen tavırların göstergesi olduğunu vurguladı. “Bazı açıklamalar öylesine, ayık kafayla söylenmiş sözler gibi değil. Adeta ergen tavırlarıyla gündem oluşturma çabası var” diyerek, parti içindeki iletişim ve disiplin eksikliklerine dikkat çekti.
Yalçın ayrıca, CHP’nin geçmişte de benzer liderlik tartışmalarını yaşadığını belirterek, partinin yeni genel başkanlara başlangıçta büyük beklentiler yükleyip, ardından sert eleştirilerle bu kişileri yıprattığını ifade etti. Bu durumun, partinin uzun vadeli strateji geliştirmesini engellediğini savunan Yalçın, muhalefetin daha çok kriz yönetimiyle ve kamuoyuna yönelik şovlarla meşgul olduğunu dile getirdi. “Her gelen genel başkan önce yüceltiliyor, sonra ise sert bir şekilde eleştiriliyor. Bu, parti içindeki olgunlaşmamış siyaset kültürünün bir göstergesi” değerlendirmesinde bulundu.
Yalçın, CHP’nin içinde bulunduğu durumun sadece liderlik meselesi olmadığını, aynı zamanda parti tabanındaki belirsizlik ve koordinasyonsuzluğun dışa yansıması olduğunu da belirterek, muhalefetin toplumda güven yaratacak ciddi bir vizyon ortaya koyamadığını öne sürdü. Özel’in açıklamaları üzerinden, Yalçın, CHP’nin uzun süredir siyaseti adeta “kişisel çekişmeler ve gündem manipülasyonu” üzerinden yürüttüğünü savundu.
Belediye başkanlarının küfür tartışması ve istifa
Yalçın, CHP’deki belediye başkanlarıyla ilgili yaşanan sıkıntılara dikkat çekerek, parti yönetiminin bu süreçte baskıcı bir tutum sergilediğini öne sürdü. Özellikle bazı belediye başkanlarının bağımsız karar alma yetilerini sınırlayan müdahaleler ve merkezi yönetime olan aşırı bağlılık, partinin tabanında rahatsızlık yarattığını belirtti.
Yalçın, CHP’li bazı belediye başkanlarının görevleri sırasında sergilediği davranışlara dikkat çekerek, söz konusu isimlerin kamuoyunda tartışma yaratan küfürlü ifadeler kullanmaları nedeniyle istifa etmek zorunda kaldığını belirtti. Bu durumun, partinin disiplin ve yönetim anlayışındaki eksiklikleri ortaya koyduğunu savunan Yalçın, belediye başkanlarının sorumluluk bilincinden uzak hareket etmesinin hem parti içi güveni sarstığını hem de seçmen nezdinde itibar kaybına yol açtığını ifade etti. Ayrıca, yaşanan bu olayların CHP’nin “liderlik boşluğu ve koordinasyonsuzluk” sorunlarını gözler önüne serdiğini dile getirdi; parti yönetiminin benzer krizleri öngörememesi ve hızlı müdahale edememesi nedeniyle kamuoyunda olumsuz bir algı oluştuğunu vurguladı.
Özel’in liderliğinde patinaj ve parti içi baskılar
Özel’in liderlik performansını değerlendirirken ise, Genel Başkan’ın son dönemdeki açıklamaları ve parti içi iletişim eksiklikleri nedeniyle adeta “patinaj yaptığını” ifade etti. Yalçın, CHP’nin mevcut durumda net bir strateji geliştiremediğini, krizleri yönetmek yerine sürekli tartışmalar ve kamuoyuna yönelik gündem manipülasyonları ile vakit kaybettiğini savundu. Bu durumun hem parti içindeki koordinasyon sorunlarını derinleştirdiğini hem de belediye başkanları üzerinde gereksiz baskı oluşturduğunu vurgulayan Yalçın, Özel’in liderlik tarzının, partiyi hem içeride hem de dışarıda etkili bir siyaset üretmekten uzaklaştırdığını dile getirdi.
Belediye başkanlarına ideolojik baskı tartışması
Mihalgazi Belediye Başkanı ile ilgili yaşanan tartışmalara da değinen Yalçın, söz konusu olayın CHP’deki ideolojik ve kültürel tutumlarla doğrudan ilişkili olduğunu ileri sürdü. Yalçın, belediye başkanının başörtüsü nedeniyle çeşitli tepkilere maruz kaldığını söyledi.
Mihalgazi Belediye Başkanı üzerinden gündeme gelen başörtüsü tartışmaları, Türkiye siyasetinde uzun süredir süregelen ideolojik gerilimleri yeniden tartışmaya açtı. Bu bağlamda, bazı belediye başkanlarının görevlerini sürdürürken, ideolojik veya dini uygulamaları nedeniyle fiili veya psikolojik baskıya maruz kaldıkları iddialarını dile getirdi.
“Türkiye’de terör sorunu büyük ölçüde sona erdi”
Terörle mücadele başlığında konuşan Yalçın, Türkiye sınırları içinde terör tehdidinin büyük ölçüde ortadan kalktığını ifade etti. Bölge ziyaretlerinde vatandaşların artık güvenlik endişesi taşımadığını aktaran Yalçın, geçmişteki uygulamalarla bugünkü tablo arasında ciddi fark olduğunu söyledi. “Türkiye 90’ların Türkiye’si değil. Şiddetle sonuç alınabilecek bir ülke değil artık. Hedefimiz terörsüz bir Türkiye’dir” diyen Yalçın, sınır ötesindeki gelişmelerin de bu sürece katkı sunduğunu belirtti.
Meclis’te terörle ilgili hazırlanan raporlar ve olası yasal düzenlemelere ilişkin ise Yalçın, sürecin siyasi uzlaşıyla ilerlemesini beklediklerini kaydetti. Silahın tamamen devre dışı kalmasının temel hedef olduğunu vurguladı.
“İnsan haklarında en özgüvenli alanımız”
Muhalefetin insan hakları ve demokrasi alanındaki eleştirilerine yanıt veren Yalçın, AK Parti döneminde önemli reformların hayata geçirildiğini savundu.
Başörtüsü yasağının kaldırılması, Kürtçe üzerindeki kısıtlamaların sona erdirilmesi ve farklı kesimlerin kamusal alanda daha görünür hale gelmesini örnek gösteren Yalçın, “Bu ülkede özgürlük alanları AK Parti döneminde genişledi” dedi.
Uluslararası insan hakları endekslerine yönelik eleştirilerde de bulunan Yalçın, bazı raporların siyasi yaklaşımlarla hazırlandığını iddia ederek, Türkiye’nin kendi iç dinamikleri ve geçmişiyle kıyaslanması gerektiğini ifade etti.
Aile politikaları gündemde
Yalçın, 17 Şubat’ta AK Parti Genel Merkezi’nde geniş katılımlı bir “Aile Zirvesi” düzenleneceğini açıkladı. Toplantıda aile yapısına yönelik küresel tehditlerin, sosyal politikaların ve korunma mekanizmalarının ele alınacağını belirten Yalçın, akademisyenler, siyasetçiler ve sivil toplum temsilcilerinin programa katılacağını söyledi.
Ekonomi ve emekliler
Ekonomiye ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Yalçın, enflasyonla mücadelenin hükümetin en öncelikli başlığı olduğunu kaydetti. Emeklilerin taleplerinin farkında olduklarını ifade eden Yalçın, alım gücünü artıracak adımların atılacağını belirtti.
“Daha önce ekonomik zorlukları nasıl aştıysak, bunu da aşacağız. Enflasyonu düşürmek birinci hedefimiz. Ardından büyümeyle birlikte vatandaşlarımızın refahını artırmak istiyoruz” dedi.





