Hem çevirdi, hem oynadı! Haluk Bilginer'den 'Kral Lear' yorumu

Ömür ATAK AYDIN, Haluk Bilginer’in hem çevirip hem de başrolünde oynadığı “Kral Lear”ı yazdı.

Hem çevirdi, hem oynadı! Haluk Bilginer'den 'Kral Lear' yorumu

“Serçenin ölmesinde bile bir bildiği vardır kaderin.
Şimdi olacaksa bir şey yarına kalmaz.
Yarına kalacaksa bugün olmaz.
Bütün mesele hazır olmakta.”


Shakespeare’nin kült eseri Hamlet ‘ten bir replik yukardaki satırlar. Bir dahinin kaleminden çıkmış dünya klasiğinden sadece küçük bir bölüm. Benim içinse büyük bir içsellik, bir hayat felsefesi...


Bu replik, ilk duyduğum andan itibaren mıh gibi kazındı aklıma. Tüyleri diken diken eden, nevi şahsına münhasır o sesten duyduğum andan itibaren. Haluk Bilginer, belki pek çoğunuzun hatırlamayacağı bir yaz dizisinde; Robin Williams’lı Mrs. Doubtfire filminin uyarlaması olan “Hayatımın Rolü”nde, derinliği arşa çıkarıyordu adeta.


Shakespeare’in yer yer kendimden bir şeyler bulduğum kalemiyle o günden sonra tanıştım. Tanışıklığımı yüzeysellikten yakınlığa dönüştürdüğü için olsa gerek Haluk Bilginer ile Shakespeare arasında da kendimce bir bağ kurdum. Ve aradan geçen 7 yılın ardından Bilginer’i bir Shakespeare oyunu ile sahnede izleme fırsatı buldum. Kral Lear...


Daha önce pek çok kez farklı oyuncular ve farklı rejiler ile derlenmiş oyun. Hatta 1983 yılında televizyona dahi uyarlanmış. 2016 yılından beri ise Oyun Atölyesi tarafından sahneleniyor.


 

Sadece başrol değil oyunun çevirisi de Haluk Bilginer’e ait. Shakespeare’nin ağdalı dilinin aksine çok daha yalın bir anlatım söz konusu. Hatta metnin aslından bir nebze uzaklaştırıldığını söylemek mümkün. Oyun günümüze uyarlanmış, seyircinin daha rahat anlayabileceği bir hale getirilmiş. Fakat tüm dokunuşlar Shakespeare’nin şairane diline yakışır şekilde yapılmış. Mizah da dram da metnin içine çok iyi yerleştirilmiş.


 

Yönetmen koltuğunda Muharrem Özcan var. Oyuncu kadrosu ise hayli geniş. Tiyatrodan ve ekrandan tanıyabileceğiniz birçok isimle karşılaşıyorsunuz sahnede.

Oyun 1600’lerin hemen başında yazılmış olsa da konusu zamansız. Bir iktidar, iktidar tutkusu, iktidarın yok ediciliği, iktidarın kendisiyken mağduruna dönüşen muktedir hikayesi.


 

"En çok hanginiz seviyor bizi?"


Tragedyanın trajik karakteri de Kral Lear. Kendine tam sadakat isteyen yaşlı bir kralın, sevginin ve sadakatin değerini kelimelerle ölçmesinden mütevellit düştüğü yanılgı, o yanılgının kendisini yönelttiği yanlış seçimler ve fayda etmeyen pişmanlıklar… Saray hikayelerinin olmazsa olmazı entrika, ihanet Kral Lear’ın de ana unsuru. İnsan doğasına, fıtratına dair tüm ögeler işlenmiş oyunda. Ama özellikle zaaflar, zayıflıklar, hırslar ön planda.

Haluk Bilginer’in performansı en az oyunun başlangıcında sahnede göründüğü taçlı, kaftanlı hali kadar haşmetliydi.


Bilginer’i daha önce Esra Bezen Bilgin ile başrolü paylaştıkları Pencere oyununda da izlemiştim. Ses tonunu, vücut dilini, yeteneğini farklı karakterlere büründürüp her rolü üstüne oturtabilen onun gibi kaç sanatçı var ki diye düşünüyor insan.

Haluk Bilginer gibi büyük bir isim ile oynamak kolay olmamalı. Birkaç oyuncunun tutukluğunu buna bağlıyorum. Lear’ın soytarısı rolündeki Deniz Celiloğlu’nun performansını ise çok güçlü bulduğumun altını çizmek istiyorum.

İki perdelik oyunun süresi 140 dakika. Bazı sahneler biraz daha kısa tutulabilirmiş.

Oyunu izledikten bir gün sonra Haluk Bilginer’in Şahsiyet dizisindeki rolüyle Emmy’e aday gösterildiği açıklandı. 25 Kasım’da düzenlenecek törende ödülün sahibi olacak mı bilinmez. Ama sanat hayatına sayısız ödül ve başarı sığdıran bir değerin, yeteneğinin taçlanması için bunun pek de bir öneminin olduğunu sanmıyorum. Zira kendisi Türk tiyatrosunda kral tacını fazlasıyla hak eden isimlerden. Ve Kral Lear da sırf yaşayan bir efsaneyi sahnede çıplak gözle izlemek için bile tiyatroseverlerin listesine alması gereken oyunlardan.

Oyun kapalı gişe oynuyor. O nedenle izlemek isteyenlerin biraz erken davranmasını tavsiye ederim.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner7