Anaokulu öğretmeni hasta odasını sanat galerisine dönüştürdü

İzmir'de hem lösemi hem de meme kanseri tedavisi gören 47 yaşındaki Fatma Özaydın, hasta odasında yaptığı resimlerle hayata tutunuyor.

Anaokulu öğretmeni hasta odasını sanat galerisine dönüştürdü

İzmir'de, kısa aralıklarla hem lösemi hem de meme kanseri teşhisi konulan 47 yaşındaki anaokulu öğretmeni Fatma Özaydın, hasta odasında yaptığı resimlerle bir yandan yaşama tutunurken diğer yandan da başka hastalara moral oluyor.

Fatma Özaydın'ın tedavi süreci boyunca yaptığı resimlerle donattığı hasta odası sanat galerisini andırıyor.

Art arda iki teşhis konuldu

İzmir'de dünyaya gelen 47 yaşındaki bir çocuk annesi Özaydın, 1993 yılında teğmen Murat Özaydın ile evlendi.

F-16 pilotu eşinin 2000 yılında Merzifon'da eğitim uçuşunda iki uçağın çarpışması sonucu şehit olmasının ardından 5 yaşındaki kızı Ege ile yaşamaya başlayan Fatma öğretmenin, 2017 yılında Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'nde yaptırdığı kontroller sırasında sol göğsünde kanserli kitle tespit edildi.

Radyoterapi tedavisinin bitiminde kan değerlerinin düşük olduğu belirlenen Özaydın'a kan kanseri teşhisi de konuldu.

Hastanede resim sergisi açtı

Tedavisine Medicalpark İzmir Hastanesi Kemik İliği Transplantasyon Merkezi'nde devam eden Özaydın, 5 ay boyunca hasta odasında kuru, pastel ve suyu boyaları kullanarak resimler yapmaya başladı.

Yaptığı rengarenk resimleri ilk önce hastane odasında sergileyen Fatma Özaydın'ın eserleri hem doktorların hem de hastane yönetiminin dikkatini çekti.

Kök hücre tedavisinin ardından kızının adını verdiği "Ege'den Gelen Umut" isimli resim sergisini hastanede açan Özaydın, kendisi gibi tedavi gören hastalara da moral oldu.

"Kemoterapi ilaçsa renkler de ilaç"

Fatma Özaydın, anaokulu öğretmeni olmasına rağmen amatör resimler yaptığını, zorlu geçen tedavi sürecinde resim yapmanın kendisine moral verdiğini söyledi.

"Odam sanat atölyesine döndü. Renkler beni motive etti. Her sabah renklerle uyanmaya başladım. Kemoterapi ilaçsa renkler de ilaç. Mesela sarıyı çalışırken ben mutlu olduğumu hissediyorum. Renkler bana hayat veriyor." 

Kök hücre nakli olmaya hazırlandığı süreçte hasta yönetiminden gelen "sergi açalım" teklifinin kendisini çok mutlu ettiğini anlatan Özaydın, kalabalık içine girip enfeksiyon kapmaması gerektiği için sergisinin açılışına katılamamasına rağmen ortaya bir eser koyması nedeniyle çok mutlu olduğunu ifade etti.

"Resimlerimde duygularımı anlatıyorum"

Fatma Özaydın, 2 kanserle savaşmasına rağmen tedavi süreçleri boyunca umudunu hiç yitirmediğini vurgulayarak şöyle konuştu:

"Hayata tutunmak zorundaydım, bir çocuğum var en önemli şey kızım Ege. Resim yapmak benim tedavi sürecimi olumlu etkiledi. Resimlerimde duygularımı anlatıyorum. Benim hissettiklerim umut. Hayaller kurmaya başladım, onlara daldıkça ileriye yönelik düşünceye dalmaya başladım. Hasta arkadaşlarım da böyle çalışmalar yapmalı. Eskiye dalmamalarını hep ileriye bakmalarını öneriyorum. Hayat çok değerli, kıymetini bilmek lazım. İyileştikten sonra özellikle de hastane ortamında yeniden büyük bir sergi açmak istiyorum."

"Annemin eserleri diğer hastalara örnek oldu"

Annesine kanser teşhisi konulduğunda çok üzüldüğünü ifade eden 22 yaşındaki Ege Özaydın ise, "Annemin hastalık sürecinde resim ile ilgilenmesi ona moral oldu. Doktoru anneme bir gün, 'Sizin Ege ile önünüzde zaman geçireceğiniz uzun yıllar var' demiş. Annem de serginin ismini onun için "Ege'den Gelen Umut" koymuş. Sergide anı defteri açıldı. İki kardeş geldi, onların da babaları hastaymış, onlar benimle iletişime geçtiler. Siz bize umut oldunuz' dediler" ifadelerini kullandı.

banner89
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner7