Bu bir başarı hikâyesi…
Ama aynı zamanda bir sabır, bir mücadele ve bir umut hikâyesi…

Henüz 18 günlükken geçirdiği kan zehirlenmesi, Ahmet Emre İlitaş’ın hayatını tamamen değiştirdi.

Kangren nedeniyle sağ ayağını ve sol elini kaybetti…
Sağ elinin parmakları, burun kıkırdağı, bir böbreği…
Ve bugün hâlâ 3’üncü evre böbrek yetmezliğiyle yaşam mücadelesi veriyor.

Ahmet Emre, tüm bu zorluklara rağmen, derslerinden kopmadı.
Elazığ’da Necip Fazıl Kısakürek Anadolu Lisesi 3. sınıf öğrencisi olan Ahmet Emre, eğitim hayatını büyük bir kararlılıkla sürdürüyor.
Ve emeklerinin karşılığını da alıyor…
Takdir belgesiyle…
“Ahmet Emre, yaşadıklarıyla pes etmek yerine hayata daha sıkı tutunmayı seçmiş bir genç.
Onun en büyük hayali ise yaşamını daha bağımsız sürdürebilmek…
Bir biyonik el ve bir biyonik ayak.”

Bu hayal, sadece bir teknoloji isteği değil…
Bu hayal, kimseye muhtaç olmadan yürüyebilmenin, yazabilmenin, hayata eşit şartlarda katılabilmenin hayali…
Ahmet Emre’nin azmi, yaşıtlarına umut, büyüklerine ise ders oluyor.

Hayat ona zor başladı…
Ama o, hayata güçlü bir cevap verdi.
Ahmet Emre İlitaş, engellerin insanın bedeninde değil, umudunda olduğunu bir kez daha hatırlatıyor.
Ahmet Emrenin Annesi:” Öncelikle sesimizi duyup geldiğiniz için çok teşekkür ederim. Ahmet Emre benim ilk göz nurum. 18 günlükken yüksek ateşlendi, hastaneye götürdük. Hastanede doktorlar bize Ahmet Emre’nin el, ayak, bacak ve kollarında kangren olduğunu söylediler. Biz bir anda babayla şok olduk; hiç beklemediğimiz bir olaydı. Hastanede Ahmet Emre’nin daha çok bölgelerinin kesileceğini söylediler. Biz de bunu istemedik, onay vermedik. Eşimle beraber Ahmet Emre’yi Ankara Hacettepe İhsan Doğramacı Hastanesi’ne götürdük. Orada Ahmet Emre’yi bir hafta serviste yatırdılar, sonra yoğun bakıma aldılar. Doktorları muayene ettiler. “Ne kadar kurtarabilirsek bizim için o kadar iyi” dediler. Yaşadığı enfeksiyondan dolayı kangren uçlara kadar gelmişti, oldukça sınırlandı. Ortopedi 8,5 saat süren bir ameliyat sonucu Ahmet Emre’yi temizledi. Bir hafta içinde Ahmet Emre servise çıktı. Ardından üreter (pul) tıkanıklığı vardı; üroloji ve nefroloji takibine aldılar. Hacettepe’de bir operasyon daha geçirdi. Bir ay içinde taburcu ettiler. Sonra evimize getirdik. Tabii bu süre zarfında sürekli ateşleniyor, kusuyor ve enfeksiyonları tekrarlıyordu. Adana’ya götürdük. Adana Çukurova’da altı aylıkken tekrar bir ameliyat geçirdi, kapalı bir ameliyattı. Ahmet Emre bebekliğini hiç yaşayamadı; ben çocuğumu hep hastanelerde büyüttüm. Ahmet Emre çok akıllı, çok zeki; çocuğumla gurur duyuyorum.

Bu olaydan sonra Ahmet Emre sağ elini, sol el parmaklarını ve bir ayağının parmaklarını kaybetti. Bebeklik zamanından bu zamana kadar sol böbreğini kaybetti. Sağ böbreği üçüncü evrede ve böbrek naklimiz var. Testlerimiz yapıldı; ilk sırada ben varım, ikinci sırada baba. Böbreğimizi vermeye hazırız, yeter ki evladım yaşasın. Geçirdiği enfeksiyonlardan dolayı Ahmet Emre’nin ayağında kısalık oldu; ayağı kesildiği için ayak uzatma ameliyatı var. Burun kıkırdağı koptu, nekroz yaşadı; çünkü kangrenden dolayı hem az çevresi hem var. Şu an 20 yaşlarında. Beş senedir Malatya’da Ahmet Emre tedavi görüyor. İki büyük çene ameliyatı geçirdi ve beş tane de dişi yapılacak.

Yani kısaca şöyle özetleyebilirim: Oğlumun endişeleri var, en büyük endişe de benim. Yarın benim çocuğum… Ben buraya kadar getirdim. 17 yaşında, okulunun bitmesine bir sene var. Şu anda da çok başarılı, her dönemde takdir getiriyor. Oğlum bir sene sonra üniversite sınavına girecek. Şimdiye kadar hep ben yardımcı oldum. Emre il dışına gittiği zaman çok büyük endişeler içindeyim, acaba ne yapabilir?” ifadelerini kullandı.

VİDEO:




