Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, Elazığ programının sonunda düzenlenen halk buluşmasında partisinin çalışmaları ve gündeme ilişkin değerlendirmeler yaptı.

Bir otelde düzenlenen toplantının açılış konuşmasını İl Başkanı Hali İbrahim Sarışın yaptı.
Sarışın, partisinin şahısların değil, Türk milletinin davasını savunduğunu belirterek, “Bizim davamız şahısların değil, büyük ve aziz Türk milletinin davasıdır. Bizim gayemiz koltuk sevdası değil, milletin bekasıdır. Bizim sevdamız topyekûn bir Türkiye sevdasıdır. Yürekli millet, önüne çıkan her engeli aşacak ferasete, ülkesini yarınlara taşıyacak irade ve kararlılığa dünden razı ve muktedirdir.
Kıymetli Genel Başkanım, Elazığ tarih boyunca vatanına, bayrağına ve devletine sadakatiyle dimdik durmuş bir kaledir. Bu şehir mertliğin, vefanın, kardeşliğin ve sarsılmaz memleket aşkının adıdır.
Bu şehir zor zamanlarda kenara çekilmeyenlerin, söz konusu vatan olduğunda menfaatini değil, canını ve fedakârlığını ortaya koyanların diyarıdır” ifadelerini kullandı.

Daha sonra Anahtar Parti Sosyal Politikalardan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Dr. Zeki İşcan konuştu.
İşcan, milletin umudu ve geleceğin sevdası olarak yola çıktıklarını belirterek, “Milletin umudu ve geleceğin sevdası olarak yola çıktık ve gerçek siyasetin milletin yanında yapılabileceğine inandık.
Bugün geldiğimiz noktada milletsiz bir siyaset maalesef hâkim bir durumdadır. Bu nedenle biz Türkiye’nin geleceğini milletin yararına olan hukukun üstünlüğü, adaletin sağlanması, ekonominin rayına sokulması ve eğitimin yeniden kaliteye kavuşturulması olarak görüyoruz” diye konuştu.

Program kapsamında vatandaşlarla bir araya gelen Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.
Ağıralioğlu, Türkiye'yi yeniden ayağa kaldırmayı hedeflediklerini belirterek, “Dava arkadaşlarım, burada bir dava ve arkadaşlık deyince böyle söylüyoruz, dile kolay gelir. Memleketi yeniden ayağa kaldırmak gibi bir dava.
Yeniden ambarları doldurmak gibi bir dava. Yeniden parayı değerli hâle getirmek gibi bir dava. Yeniden hazineyi doldurmak gibi bir dava. Yeniden aşağı işe kavuşmak gibi bir dava.
Yeniden sofrayı büyütmek gibi bir dava. Yeniden çocuklarımızın gözünde umut olmak gibi bir dava. Yeniden çiftçinin, alın terinin hakkı olmak diye bir dava.
Yeniden üretenin, yeniden alın terinin, yeniden gayret edenin hakkını alabileceği bir dava. Yeniden esnafın siftahı olabileceği, yeniden esnafın ticaretiyle yatırım yapabileceği, iş adamının rekabet imkânı kazanabileceği bir dava.
Yeniden memlekette yaşam şartlarının düzelebileceği bir dava” ifadelerini kullandı.

Genel Başkan Ağıralioğlu, Elazığ'ın vatan ve millet sevgisiyle öne çıkan bir şehir olduğunu belirterek, “İktidar sarkacı hep şöyle oluşmaktadır: Biz şimdi Elazığ’dayız. Elazığ deyince, memlekete adanmak deyince, memleketin mukaddes değerlerini korumak deyince, memleketi memleket gibi sarıp sarmalamak lazım deyince, memleketi bütün kıymetleriyle ayağa kaldırmak lazım deyince Elazığ bir kaledir. Elazığ bir kaledir.
Vatan mücadelesi vereceğim. Vatan mücadelesini hamaset girdabında boğmayacağım. Vatan için yola çıkacağım.
Kuvvetli bir vatan; parasının değerinden, pasaportunun itibarından, yaşam gücünün kalitesinden, ürettiğinin niteliğinden, yaşayan insanların memnuniyetinden ibarettir.
Memlekette siyasetçilerimiz büyüktür. Büyük siyasetçilere sahibiz biz, evelallah. Dünya liderimiz vardır. Dünya liderliği diye takdim edilen bir kürsüden yirmi beş yıldır milletin ümit ufkunda bir parti vardır” ifadelerini kullandı.
Ağıralioğlu, konuşmasında ekonomi ve üreticilerin yaşadığı sorunlara da değinerek, “Emeklilerimiz yirmi beş bin lira, yirmi yedi bin lira, otuz bin lira maaş alıp aldıkları maaşla ayın on gününü yaşayamamaktadır.
Asgari ücretler diye bir parantez var. Bu parantezde fakirlik sınırı, yoksulluk sınırı, açlık sınırı diye birtakım kriterler vardır. Memleketin yüzde yetmişi, sekseni bu kriterlerin altındadır.
Dünya liderliğimiz var. Yirmi beş yıllık kudretli iktidarımız var. Ama esnafın iki kolu yanlarında hüzünle sarkmaktadır. Ürününü kaldırmış, hakkını alamamaktadır.
Üzüm üreticisi de, buğday üreticisi de, elma üreticisi de, kiraz üreticisi de; ne üretiyorsa üretsin, fakirlik çiftçinin kaderi gibi sunulmaktadır.
Girdi maliyetleri dört kat artmış, fiyatları açıklanan ürünler açıklanan fiyatlarından bile alınamamaktadır. TMO’nun ürün alması sağlanamamakta, açıklanan fiyattan çiftçi üreterek batmaktadır.
Üreterek batmak diye bir dönem yaşıyoruz. Ticaret yaparak batmak diye bir şeye Türk toplumu şahit olmaktadır. Ürete ürete batmak, çalışa çalışa yoksullaşmak diye bir kader, Türk milletinin 2027 yılında sorunu olarak önünde durmaktadır” ifadelerini kullandı.





