Çarpıntının, kişinin kalbinin normalden daha hızlı, güçlü, düzensiz veya farklı şekilde attığını hissetmesi olarak tanımlanabileceğini belirten Prof. Dr. Tarık Kıvrak, günlük yaşamda stres, heyecan, korku, yoğun egzersiz, uykusuzluk, fazla kafein tüketimi veya bazı ilaçlar nedeniyle geçici çarpıntıların yaşanabileceğini ifade etti. Ancak her çarpıntının basit bir nedene bağlı olduğunun düşünülmemesi gerektiğini vurguladı.
Özellikle tekrarlayan, uzun süren veya başka şikâyetlerle birlikte ortaya çıkan çarpıntıların kalp ritim bozukluklarının ya da başka bir kalp hastalığının belirtisi olabileceğine dikkat çeken Prof. Dr. Tarık Kıvrak çarpıntının ne zaman başladığının, ne kadar sürdüğünün, ne sıklıkla tekrarlandığının ve kalp atımlarının düzenli veya düzensiz olup olmadığının önem taşıdığını, çarpıntının istirahat hâlinde ortaya çıkmasının, giderek daha sık görülmesinin veya kişinin günlük yaşamını etkilemeye başlamasının mutlaka değerlendirilmesi gerektiğini, özellikle daha önce kalp hastalığı bulunan kişilerde ortaya çıkan yeni veya farklı karakterdeki çarpıntıların ihmal edilmemesi gerektiğini ifade etti.
Çarpıntıya göğüs ağrısı veya baskı hissi, nefes darlığı, baş dönmesi, bayılma ya da bayılacak gibi olma, aşırı terleme ve belirgin halsizlik gibi şikâyetlerin eşlik etmesi durumunda tablonun daha ciddi olabileceğini belirten Prof. Dr. Tarık Kıvrak, özellikle çarpıntı sırasında bayılma yaşanmasının, kalbin ciddi bir ritim bozukluğuna işaret edebileceği için önem taşıdığını söyledi. Bu tür belirtilerin birlikte görülmesi durumunda kişinin gecikmeden tıbbi değerlendirme alması gerektiğini vurguladı.
Bazı çarpıntıların kalbin ritminin tamamen düzensizleşmesine neden olan atriyal fibrilasyon, kalbin çok hızlı çalışmasına yol açabilen taşikardiler veya daha ciddi ritim bozukluklarıyla ilişkili olabileceğini belirten Prof. Dr. Tarık Kıvrak, bunun yanında kansızlık, tiroit hastalıkları, elektrolit dengesizlikleri ve bazı ilaçların da çarpıntıya neden olabileceğini ifade etti. Bu nedenle yalnızca çarpıntı hissine bakılarak kesin bir kalp hastalığı tanısı koymanın mümkün olmadığını kaydetti.
Çarpıntı şikâyeti olan hastalarda, doktor tarafından gerekli görülmesi hâlinde elektrokardiyografi (EKG), Holter ritim takibi, ekokardiyografi ve kan testleri gibi incelemelerin yapılabileceğini belirten Prof. Dr. Tarık Kıvrak, özellikle kısa süren ve muayene sırasında görülmeyen ritim bozukluklarının tespitinde Holter gibi uzun süreli ritim kayıtlarının önemli bilgiler sağlayabileceğini söyledi.
Prof. Dr. Tarık Kıvrak, her çarpıntının kalp hastalığı anlamına gelmediğini ancak tekrarlayan, uzun süren, istirahatte ortaya çıkan veya göğüs ağrısı, nefes darlığı, baş dönmesi ve bayılma gibi belirtilerle birlikte görülen çarpıntıların mutlaka ciddiye alınması gerektiğini belirtti. Çarpıntının nedenini anlamanın en doğru yolunun, şikâyetin özellikleri değerlendirilerek bir hekim tarafından gerekli muayene ve tetkiklerin yapılması olduğunu sözlerine ekledi.




