Bayram sabahı huzurevinin koridorlarında sessiz bir hareketlilik vardı. Kapılar aralandı, çaylar dağıtıldı, ziyaretçiler ağırlandı. Ancak bazı gözler hep aynı yere çevrildi; çalmayan kapılara…

“Göz aramasa da gönül arıyor…”

Bu sözler, huzurevindeki birçok kişinin ortak duygusuydu. Kimi yıllardır evlatlarını göremiyor, kimi artık kimsesiz bir bayram geçiriyor.

18 yıldır huzurevinde yaşayan ve Behçet hastalığı nedeniyle görme yetisinin büyük kısmını kaybetti, huzur evi çalışanlarını “evlat gibi” görüyor. Devletin sunduğu imkânlara şükrediyor ama içinde hep aynı eksiklik var.

O eski kalabalık sofraların yerini şimdi sessiz odalar almış durumda. Yine de gelen birkaç ziyaretçi, edilen kısa sohbetler huzurevi sakinlerinin içini bir nebze olsun ferahlatıyor.

Huzurevinde herkesin hikâyesi farklı olsa da duygular aynı… Bir telefon sesi, bir kapı tıklaması, bir “iyi bayramlar” cümlesi burada büyük anlam taşıyor.
Çünkü bazı insanlar için bayram; kalabalıklardan çok, hatırlanmak demek oluyor.

VİDEO:




