TMO’nun Türkiye geneli için belirlediği fiyatların Elazığ’da da aynen uygulandığını hatırlatan Suiçer, 2025 yılında ekmeklik ve makarnalık buğdayın TMO alım fiyatının ton başına 13.500 TL, desteklerle birlikte ise yaklaşık 16.020 TL olduğunu; 2026 yılında ise bu rakamların ton başına 16.500 TL ve desteklerle birlikte 19.514 TL olarak güncellendiğini aktardı.
Ancak Suiçer, bu artışların enflasyon karşısında anlamını yitirdiğine dikkat çekti. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre 2025 yılı Aralık ayında yıllık TÜFE’nin %30,89 olarak gerçekleştiğini belirten Suiçer, şu çarpıcı hesabı yaptı:
“2025 yılındaki 13.500 TL’lik alım fiyatının, enflasyonla güncellenmiş değeri 17.670 TL olmalıydı. Oysa 2026 yılı fiyatı 16.500 TL olarak belirlenmiştir. Bu, ton başına yaklaşık 1.170 TL’lik reel bir düşüş anlamına gelmektedir. Desteklerle birlikte toplam gelir açısından bakıldığında ise kayıp yaklaşık 1.455 TL’ye ulaşmaktadır.”
İl Başkanı Suiçer, 2025’ten 2026’ya TMO alım fiyatlarında nominal olarak yaklaşık %22,22 oranında bir artış yaşandığını, ancak aynı dönemde enflasyonun %30,89 seviyesinde gerçekleştiğini vurguladı. “Bu tablo, çiftçimizin alın terinin karşılığını alamadığını açıkça göstermektedir. Üreticimiz, bir önceki yıla göre daha az alım gücüne sahip olmuştur” ifadelerini kullandı.
Suiçer, açıklamasında yalnızca sorunu dile getirmekle kalmayıp dünyada uygulanan başarılı politikaları da masaya yatırdı. “Türkiye olarak buğday üreticisini koruma konusunda dünyadaki iyi örnekleri incelemek ve uyarlamak zorundayız” diyen Suiçer, şu çözüm önerilerini sıraladı:
Hindistan, her yıl düzenli olarak açıkladığı Minimum Destek Fiyatı (MSP) sistemiyle çiftçiye güvence sağlıyor. 2026-27 pazarlama sezonu için buğdayda MSP’yi yüzde 6,59 artırarak 2.585 rupi (yaklaşık 280 dolar) seviyesine çıkardı. Bu sistem, piyasa fiyatları ne olursa olsun üreticinin maliyetinin üzerinde bir gelir elde etmesini garanti ediyor.
Mısır ise yerli üretimi teşvik etmek ve ithalatı azaltmak amacıyla uluslararası piyasa fiyatlarının üzerinde bir alım fiyatı belirleyerek çiftçiye küresel fiyat dalgalanmalarına karşı kalkan oluşturuyor. 2026 sezonunda buğday alım fiyatını ton başına yaklaşık 320 dolara yükseltti.
Pakistan, 2025-26 Ulusal Buğday Politikası ile üreticilere 3.500 rupi (yaklaşık 12 dolar) fiyat garantisi sunarak hem çiftçi gelirini hem de stratejik rezervleri güvence altına almayı hedefliyor. Irak da 2026 yılı için ton başına 500 bin Irak dinarı (yaklaşık 379 dolar) devlet alım garantisi getirdi.
ABD’de ise çiftçiler ARC (Tarımsal Risk Kapsamı) ve PLC (Fiyat Kaybı Kapsamı) programları arasında seçim yapabiliyor. 2025 yılında buğday için ortalama 47 dolar ödeme yapıldı. Ayrıca Pazarlama Yardım Kredisi programıyla ürünlerini teminat göstererek devletten düşük faizli kredi kullanabiliyorlar. Yeni tarım yasasıyla birlikte kırsal sigorta sübvansiyonları da artırıldı.
Türkiye İçin Çözüm Önerileri
Suiçer, dünyadaki bu örneklerden yola çıkarak Türkiye için şu çözüm önerilerini sıraladı:
Öncelikle, TMO alım fiyatlarının enflasyon karşısında reel değerini koruyacak otomatik bir güncelleme mekanizması kurulmalıdır. Fiyat artışları enflasyonun gerisinde kaldığı sürece çiftçinin kaybı her yıl katlanarak büyümektedir.
İkinci olarak, Hindistan örneğindeki gibi maliyet esaslı fiyat belirleme sistemine geçilmelidir. Üreticinin girdi maliyetleri (gübre, mazot, tohum, ilaç) düzenli olarak hesaplanmalı ve alım fiyatı bu maliyetlerin makul bir üzerinde belirlenmelidir. Hindistan’da buğday MSP’si üretim maliyetinin yüzde 109 üzerinde belirlenmektedir.
Üçüncü olarak, çiftçi gelir sigortası sistemi hayata geçirilmelidir. ABD ve AB ülkelerinde uygulanan bu sistemde, piyasa fiyatlarının belirli bir eşiğin altına düşmesi durumunda devreye giren mekanizmalarla üreticinin gelir kaybı telafi edilmektedir.
Dördüncü olarak, uzun vadeli sözleşmeli tarım modeli yaygınlaştırılmalıdır. Üreticiler ekim öncesinde belirli bir fiyat ve alım garantisiyle sözleşme imzalayarak hem finansmana erişimini kolaylaştırabilir hem de fiyat belirsizliğinden korunabilir.
Son olarak, ithalat politikası yeniden gözden geçirilmelidir. Mısır’ın yaptığı gibi, yerli üretimi koruyacak ve ithalatı caydıracak önlemler alınmalı; ucuz ithal buğdayın iç piyasada fiyatları baskılamasına izin verilmemelidir.
Suiçer, 2026 yılı Haziran ayı itibarıyla yıllık enflasyonun %32,11 seviyesine ulaştığını hatırlatarak, “Yıl sonuna doğru enflasyonun daha da yükselmesi durumunda bu reel kaybın büyüyeceği endişesini taşıyoruz. Dünyadaki başarılı örnekleri incelediğimizde görüyoruz ki çiftçiyi korumak mümkün. Yeter ki irade ve kararlılık olsun. Hükümetimizi ve ilgili kurumları, üreticimizin emeğini koruyacak, enflasyon karşısında erimeyen fiyat politikaları uygulamaya davet ediyoruz” dedi.
Belirtilen fiyatların TMO’nun “2. grup ürünler” için belirlediği tutarlar olduğunu ve 2026 yılına ait fiyatların 2 Haziran 2026 tarihinde açıklanan en güncel verilere dayandığını da vurgulayan Suiçer, Elazığlı buğday üreticilerinin yaşadığı mağduriyetin giderilmesi için yetkilileri göreve çağırdı.





