Elazığ Gastronomi fuarına katılan üretici ve tüccarların önemli bir kısmı il dışından olması, üzerinde ciddi şekilde düşünülmesi gereken bir tabloyu ortaya koymaktadır.
Öncelikle şunun altını çizmek isterim:
Biz başka şehirlerden gelen üreticilerin Elazığ’a gelmesinden rahatsız değiliz. Tam tersine Elazığ’ın ulusal ölçekte fuarlara ev sahipliği yapmasını, Türkiye’nin dört bir yanından üretici, tüccar, yatırımcı ve ziyaretçinin şehrimize gelmesini destekliyoruz.
Bizim itirazımız başka bir noktadır:
ELAZIĞLI ÜRETİCİ KENDİ ŞEHRİNDE NEDEN DAHA GÜÇLÜ TEMSİL EDİLMEDİ?
Elazığ’da düzenlenen böylesine önemli bir organizasyonda yerel üreticilerimizin, tüccarlarımızın ve gastronomi sektöründe faaliyet gösteren işletmelerimizin çok daha güçlü şekilde yer alması gerekirdi.
Burada Elazığ Ticaret ve Sanayi Odası mevcut yönetimine sormamız gereken sorular bulunmaktadır:
Fuar öncesinde kaç Elazığlı üreticiyle iletişime geçildi?
Kaç üyemizin fuara katılması sağlandı?
Yerel üreticilere stant, tanıtım veya organizasyon desteği sunuldu mu?
Elazığ'ın yöresel ürünlerini üreten küçük işletmelerimizin fuara hazırlanması için hangi çalışmalar yapıldı?
Fuar sonrasında firmalarımızın ticari bağlantı kurmasını sağlayacak bir alım heyeti veya B2B programı oluşturuldu mu?
Bu soruların cevaplarını Elazığ iş dünyası adına merak ediyoruz.
“ODA YÖNETİMİNİN ÖNCELİĞİ SEÇİM DEĞİL, ÜYESİ OLMALIDIR”
Ticaret ve Sanayi Odası yönetiminin asli görevi seçim çalışması yapmak değildir.
Asli görevi;
üyesinin ticaretini geliştirmek, üreticinin önünü açmak, yeni pazarlar oluşturmak, ihracatı artırmak ve Elazığ ekonomisini büyütmektir.
Seçim döneminde olmamız bu sorumluluğu ortadan kaldırmaz.
Tam tersine, bir yönetimin performansı seçim döneminde yaptığı propagandayla değil, görev süresi içerisinde üyelerine ve şehrine kazandırdıklarıyla değerlendirilmelidir.
Bugün sorguladığımız mesele tam olarak budur.
Elazığ için böylesine önemli bir organizasyon gerçekleştirilirken Ticaret ve Sanayi Odası bütün imkânlarıyla sahada olmalı, aylar öncesinden üyelerini hazırlamalı ve “Bu fuarda Elazığlı üreticiyi nasıl daha fazla ticaret yaptırırım?” sorusunun peşinden gitmeliydi.
“FUARIN BAŞARISINI SADECE ZİYARETÇİ SAYISIYLA ÖLÇEMEYİZ”
Bizim Ticaret ve Sanayi Odası anlayışımızda fuarların başarısını yalnızca kaç kişinin ziyaret ettiğiyle ölçmeyeceğiz.
Soracağız:
Kaç Elazığlı firma yeni müşteri kazandı?
Kaç üretici ulusal zincirlerle görüşme yaptı?
Kaç işletme ihracat bağlantısı kurdu?
Kaç yöresel ürünümüz markalaşma yolunda ilerledi?
Fuar sonunda Elazığ ekonomisine ne kadar ticaret hacmi bırakıldı?
Başarı kriterimiz bunlar olacak.
“ELAZIĞ’IN ÜRÜNLERİNİ TÜRKİYE’YE VE DÜNYAYA TAŞIMALIYIZ”
Elazığ'ın peyniri, orciki, pestili, üzüm ürünleri, balı, bademi ve zengin mutfak kültürü yalnızca festival ve fuarlarda sergilenecek değerler değildir.
Bunların her biri doğru stratejiyle markaya, üretime, istihdama ve ihracata dönüşebilecek ekonomik değerlerdir.
Bizim hedefimiz fotoğraf vermek değil, ticaret yaptırmak olacaktır.
Fuar düzenlemek değil, fuardan sonuç almak olacaktır.
Üreticimizi standa çıkarmakla yetinmeyecek, onu alıcıyla buluşturacağız.
“ÖNCELİĞİMİZ SEÇİM DEĞİL, ELAZIĞ EKONOMİSİ OLACAK”
Biz göreve talip olurken sadece bir Ticaret ve Sanayi Odası yönetimine değil, Elazığ'ın ekonomik geleceğine talip olduğumuzun bilincindeyiz.
Bu nedenle açıkça ifade ediyorum:
Seçim gelir geçer. Makamlar gelir geçer. Ancak Elazığ'ın kaybettiği ekonomik fırsatların telafisi her zaman mümkün olmaz.
Bizim yönetim anlayışımızda seçim hiçbir zaman Elazığ ekonomisinin önüne geçmeyecektir.
Üreticimizin yanında olacağız.
Tüccarımızın yanında olacağız.
Sanayicimizin yanında olacağız.
Genç girişimcimizin yanında olacağız.
Ve Elazığ'da gerçekleştirilen her ekonomik organizasyonun sonunda şu soruyu soracağız:
“Bu organizasyondan Elazığ ne kazandı?”
Çünkü bizim için temel ilke nettir:
Elazığ’da yapılan fuarın asıl kazananı Elazığlı üretici, Elazığlı tüccar vee Elazığ ekonomisi Olmalıdır.





