Öner, yaptığı değerlendirmede Elazığ’ın özellikle Alacakaya ve Maden ilçelerinin Türkiye’nin en önemli krom rezervlerinden birine sahip olduğunu ancak bu zenginliğin yerel ekonomiye aynı oranda katkı sağlamadığını ifade etti. Bölgede üretim ve ihracatın gerçekleştiğini ancak oluşan ekonomik değerin önemli bir bölümünün dış firmalara ve merkezlere aktarıldığını dile getiren Öner, yerelde ise sınırlı bir ekonomik döngü oluştuğunu kaydetti.
Alacakaya’da güçlü madencilik potansiyeline rağmen bu potansiyelin etrafında gelişen yan sanayi ve katma değerli üretimin yeterince oluşmadığını belirten Öner, Maden ilçesinde ise göç, ekonomik daralma ve genç nüfusun ilçeden uzaklaşması gibi yapısal sorunların dikkat çektiğini söyledi. Bu durumun bölge halkında, yer altından çıkan zenginlikten yeterince pay alınamadığı yönünde güçlü bir kanaat oluşturduğunu ifade etti.
Bölgesel kalkınma için Alacakaya ve Maden hattında faaliyet gösteren büyük ölçekli firmalar ile yerel işletmeler arasında güçlü bir iş birliği kurulması gerektiğini vurgulayan Öner, ticaret ve sanayi odası öncülüğünde oluşturulacak bir yapı ile alım, ihale ve hizmet süreçlerinde Elazığlı firmaların daha fazla yer almasının sağlanabileceğini dile getirdi.
Madencilikten elde edilen katma değerin bölgede kalması için işleme ve yan sanayi yatırımlarının teşvik edilmesi gerektiğini belirten Öner, ferrokrom gibi ara ürünlerin Elazığ’da işlenmesine yönelik yatırımların desteklenmesi ve yatırımcı ile yerel ortakları buluşturan modeller geliştirilmesinin önemli olduğunu kaydetti.
İstihdam politikalarının da nitelikli iş gücü yetiştirmeye odaklanması gerektiğini ifade eden Öner, gençlerin madencilik, makine, teknik bakım ve üretim alanlarında yetişmesini sağlayacak mesleki eğitim programlarının hayata geçirilmesinin bölge ekonomisini güçlendireceğini söyledi.
Öner ayrıca ekonomik faaliyetlerde şeffaflığın artırılması ve yerel halkın sürece daha fazla dahil edilmesi gerektiğini belirterek, küçük sanayi, tarım ve hizmet sektörlerinin desteklenmesiyle özellikle Maden ilçesinde ekonomik çeşitliliğin artırılmasının göçü azaltacağını ifade etti.
Yer altı zenginliğinin bulunduğunu ancak yönetim modelinin değişmesi gerektiğini vurgulayan Öner, daha kapsayıcı ve yerel ekonomiyi büyüten bir anlayışla bu kaynakların gerçek anlamda refaha dönüşebileceğini sözlerine ekledi.





